Babasının Ardından Kalan Eski Bir Poşet, Çocukluğundan Beri İnandığı Her Şeyi Değiştirdi
Simge ne zaman neden bu kadar çok çalıştığını sorsa Kemal alnından öper ve şöyle derdi:
“Çünkü sen bütün yorgunluklarıma değersin.”
Fakat poşetteki belgeler, hikâyenin bilinmeyen yönlerini gösteriyordu.
Aylin, evi terk ettikten altı ay sonra Kemal’le iletişime geçmişti. Eve dönmek istemediğini ancak eğitimini tamamlamak için maddi yardıma ihtiyacı olduğunu söylemişti. Kemal, belki düzenli bir hayata kavuşursa kızının yanına döner diye düşünerek yaklaşık iki yıl boyunca onun okul masraflarını ödemişti.
Simge, annesinin eğitimine gönderilen çeklere bakarken çocukluğundaki maddi sıkıntıları hatırladı. Konserve çorbaları, yamalı kışlık montunu ve elektrikler kesildiğinde babasının bunu kamp oyununa dönüştürmesini düşündü.
Aylin eğitimini tamamlamış ancak geri dönmemişti.
Poşette doğum günü kartları da vardı. Aylin her yıl kısa mesajlar göndermiş fakat hiçbirinde Simge’yle konuşmak istememiş, onu yanına çağırmamış ya da doğrudan sevgisini ifade etmemişti.
Daha sonra bulunan velayet belgeleri gerçeği daha da netleştirdi. Aylin, Kemal’in tek başına velayet sahibi olmasını kabul etmiş ve kendisine önerilen görüşme takvimini reddetmişti.
Kemal’in mektubunda, kızını bu gerçekle yüzleştirmeye yıllarca cesaret edemediği yazıyordu. Simge’nin annesi tarafından yeniden reddedilmesini görmekten korkmuştu. Kızını koruduğunu düşünmüş ancak aynı zamanda kendi acısını da saklamıştı.
Simge babasına kızgındı. Çünkü onun adına karar vermiş, gerçeği yıllarca gizlemişti. Fakat annesinin seçimi daha farklıydı. Kemal kalmayı seçmişti. Aylin ise defalarca uzak durmayı tercih etmişti.
Simge, fotoğrafta gördüğü üvey kız kardeşi Hale’yi sosyal medyada buldu ve ona ulaştı. Hale başlangıçta annesinin daha önce bir çocuğu olduğuna inanmadı. Çünkü Aylin, ailesine geçmişinde başka bir çocuğun bulunmadığını söylemişti.
İki kadın bir kafede buluştu. Hale, annesinin kendi doğum günlerinde, mezuniyetlerinde ve okul günlerinde çekilmiş fotoğraflarını gösterdi. Simge, Aylin’in başka bir aileye verdiği ilgiyi görünce büyük bir üzüntü yaşadı.
Hale de annesinin eğitim masraflarını Kemal’in ödediğini öğrenince sarsıldı. Aylin yıllarca kendi hayatını hiçbir destek almadan kurduğunu anlatmıştı.
Ertesi gün aile toplantısında Simge annesinin karşısına çıktı.
Aylin, onu görür görmez tanıdı. Bu durum Simge’yi daha da yaraladı. Demek ki annesi onun nasıl göründüğünü biliyor, fakat yine de yıllarca uzak kalmayı seçiyordu.
Simge belgeleri masaya koydu. Doğum günü kartlarını, velayet anlaşmasını ve okul ödemelerine ait çekleri herkese gösterdi.
Aylin korktuğunu, kendisini hazır hissetmediğini ve bir gün geri dönmeyi planladığını söyledi.
Simge sakin bir sesle karşılık verdi:
“Geri dönmek için yirmi iki yılın vardı.”
Aylin, Kemal’in de gerçeği sakladığını söyleyerek kendisini savunmaya çalıştı.
Simge bunu inkâr etmedi.
“Babam bana gerçeği anlatmamakla hata yaptı,” dedi. “Ama onun tercihi yanımda kalmaktı. Senin tercihin ise her seferinde uzaklaşmaktı.”
Simge annesinden hemen özür ya da yakınlık istemedi. Yalnızca çevresindeki insanlara doğruyu anlatmasını ve hayatını tek başına kurduğu yönündeki hikâyeyi tekrarlamamasını istedi.
Babasının evine döndüğünde poşetin altında son bir mektup buldu. Kemal, hastalığını öğrendikten sonra Aylin’e yazmış ancak göndermemişti.
Mektupta Simge’nin güçlü ve iyi kalpli bir kadın olduğunu, artık ona bütün gerçeği açıklamak istediğini yazmıştı. Kızının öfkesini hak ettiğini, ancak gerçeğin onun affından daha değerli olduğunu kabul etmişti.
Aylar sonra Simge, babasından kalan birikimin bir kısmıyla eğitim fonu oluşturdu. Fon, çocuk sahibi olduktan sonra eğitimine ara veren anne ve babaların inşaat, mühendislik ve mesleki alanlarda yeniden okula dönmesine destek oluyordu.
İlk yardım, oğlunu büyütmek için okulunu bırakmış genç bir anneye verildi.
Simge ile Hale görüşmeye devam etti. Bir anda kardeş olamadılar ancak ilişkilerini dürüstlük üzerine kurmaya başladılar.
Aylin mektuplar gönderdi. Simge ilk mektupları cevapsız bıraktı. Çünkü affetmenin, bir insanı hemen yeniden hayatına almak anlamına gelmediğini öğrenmişti.
Simge, annesinin gönderdiği doğum günü kartlarından yalnızca birini sakladı. Bunu annesinin sözleri için değil, babasının kartın üzerine tarihi yazıp yıllarca korumuş olması nedeniyle yaptı.
Aylin zaman zaman sevgiden söz etmişti.
Kemal ise sevgisini her gün emeğiyle göstermişti.
Gerçeği saklamakla hata yapmıştı, fakat kızına bir gün bile istenmediğini hissettirmemişti.
Simge sonunda babasının kusursuz olmadığını, ancak sevgisinin gerçek olduğunu kabul etti. Geçmişi değiştiremezdi fakat babasının fedakârlıklarını başka ailelerin hayatına umut olacak bir mirasa dönüştürebilirdi.
Ve böylece eski bir market poşetinden çıkan acı gerçek, yalnızca bir aile sırrını açığa çıkarmadı.
Simge’ye sevginin sözlerden çok, insanın her gün yaptığı seçimlerde görüldüğünü de öğretti.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.