Ve ben, bir gün önce milyoner bir adamla evlendiğimi düşünürken aslında çok daha büyük bir şeyin içine girdiğimi anladım.
O gün Emir bana başka bir şey daha gösterdi.
Şehrin dışında, denize bakan büyük bir ev.
“Burası senin için.”
“Benim mi?”
“Hayır,” dedi gülümseyerek. “Bizim.”
Ama evin içinde başka odalar da vardı.
Bir kütüphane.
Bir müzik odası.
Ve çocuklar için hazırlanmış büyük bir oyun alanı.
Şaşkınlıkla ona baktım.
“Bunların hepsini ne zaman yaptın?”
“Seninle tanışmadan önce.”
“Nasıl yani?”
Emir pencerenin önüne geçti….
Çünkü zengin olmak bana hiçbir zaman mutluluk vermedi. Bir gün kendi ailemi kurduğumda, o evin sadece zengin görünmesini istemedim. İçinde insanların birbirine ihtiyaç duymadan değil, birbirini sevdiği için kalmasını istedim.”
O an ona yeniden âşık oldum.
Çünkü ilk kez servetinin arkasındaki adamı gördüm.
Yıllar geçti.
Meryem eğitimini tamamladı, kendi işini kurdu ve hayatını kendi kararlarıyla yaşamaya başladı.
Ben ve Emir’in de iki çocuğumuz oldu.
Bazen insanlar bana hâlâ aynı soruyu soruyordu:
“Bir milyonerle evlenince hayatın değişti mi?”
Gülümsüyordum.
“Evet,” diyordum.
“Ama sandığınız gibi değil.”