78 YAŞINDAKİ KADIN HAPİSHANEYE GELDİĞİ İLK GÜN, CEZAEVİNİN EN TEHLİKELİ ÜÇ MAHKÛMU TARAFINDAN ETRAFI SARILDI. YANINDAKİ HER ŞEYİ KENDİLERİNE VERMESİNİ İSTEDİLER. YAŞLI KADIN REDDEDİNCE ONU ACIMASIZCA DÖVMEYE BAŞLADILAR.
Ama birkaç dakika sonra ortaya çıkacak gerçek, yalnızca o üç kadını değil, avludaki herkesi dehşete düşürecekti...
Yaşlı kadın cezaevine sabahın erken saatlerinde getirildi.
Neredeyse hiç konuşmuyordu.
Küçük bir çantayı iki eliyle göğsüne bastırmış, korkuyla etrafına bakıyordu.
78 yaşındaydı.
İşitme problemi vardı ve oldukça yavaş hareket ediyordu.
O kadar savunmasız görünüyordu ki cezaevindeki birçok mahkûm istemsizce dönüp ona baktı.
Giriş işlemleri tamamlandıktan sonra bir gardiyan onu koğuşuna götürdü, yatağını gösterdi ve kısa bir uyarıda bulundu:
“Birazdan hepiniz avluya çıkarılacaksınız.”
Yaşlı kadın ise o sırada çoktan birilerinin hedefi hâline geldiğinin farkında değildi.
Avluda Nazan “Jilet” lakabıyla tanınan bir mahkûm vardı.
Cezaevindeki kadınların büyük bölümü ondan çekiniyordu.
İri yapılı, sert bakışlı bir kadındı.
Yüzünde ve kulaklarında çok sayıda piercing vardı.
Yanından hiç ayırmadığı iki kadın da onun söylediği her şeyi sorgulamadan yapıyordu.
Yeni gelen yaşlı kadını gördüğünde dudaklarında küçümseyen bir gülümseme belirdi.
“Bakın hele, bize kimi göndermişler.”
Yanındaki iki kadın kahkaha attı.
Yaşlı kadın sessizce uzaklaşmaya çalıştı ama Nazan önüne geçerek yolunu kesti.
“Lütfen... yapmayın.”
Nazan kahkahayı bastı.
“Duydunuz mu? Daha ilk günden bize ne yapacağımızı söylüyor.”
Ardından yaşlı kadının çantasını elinden çekip aldı ve içindekileri yere boşalttı.
Bir tarak, birkaç eski fotoğraf, işlemeli bir mendil ve küçük bir kutu asfaltın üzerine saçıldı.
Kadınlar alay ederek güldüler.
“Bütün bunlar için mi çantana bu kadar sıkı sarılıyordun? Bunların hepsi çöp.”
Yaşlı kadın hiçbir şey söylemeden eğilip eşyalarını toplamaya başladı.
Tam o sırada Nazan’ın yanındaki kadınlardan biri fotoğraflardan birine bilerek tekme attı.
Fotoğraf birkaç metre uzağa savruldu.
“Hadi bakalım, git al.”
Avludaki diğer mahkûmlar yaşananları sessizce izliyordu.
Ama kimse araya girmiyordu.
Çünkü Nazan’a karşı çıkmanın ne anlama geldiğini herkes biliyordu.
Yaşlı kadın sessizce yürüyüp fotoğrafı yerden aldı.
Fakat ayağa kalkacağı sırada Nazan onu arkadan itti.
Kadın dengesini kaybedip dizlerinin üzerine düştü.
Avluda yeniden kahkahalar yükseldi.
“Senin burada ne işin var nine?” dedi kadınlardan biri.
“Senin yerin cezaevi değil, huzurevi.”
Yaşlı kadın ayağa kalkmaya çalıştı.
Ama bu kez diğer kadın onu yeniden itti.
Yaşlı kadın yere yuvarlandı.
“Yeter... lütfen...” diye fısıldadı.
Ancak bu sözler onları durdurmak yerine daha da cesaretlendirdi.
Nazan yaşlı kadını kıyafetinden yakalayıp sertçe ayağa kaldırdı.
“Burada ne olacağına ben karar veririm.”
Ardından yaşlı kadının yüzüne tokat attı.
Kadın ağlamaya başladı ve başını ellerinin arasına aldı.
Üç mahkûm onu farklı yönlerden itip kakmaya başladı.
İçlerinden biri yaşlı kadının sırtına birkaç kez vurdu.
Avlu bir anda sessizliğe gömüldü.
Herkes bakıyordu.
Ama hiç kimse müdahale etmeye cesaret edemiyordu.
Sanki Nazan ve yanındaki iki kadını durdurabilecek hiç kimse yoktu.
Ta ki yaşlı kadının yere düşürdüğü küçük kutu açılana kadar.
Kutunun içinden çıkan şeyi ilk gören Nazan oldu.
Bir anda hareket etmeyi bıraktı.
Yüzündeki gülümseme silindi.
Birkaç saniye önce savunmasız gördüğü yaşlı kadına bu kez bambaşka gözlerle baktı.
Çünkü kutunun içindeki şey, o sessiz 78 yaşındaki kadının aslında kim olduğunu ele veriyordu...
Devamı ilk yorumlarda.