İş güvenliği uzmanı olarak çalışan Ahmet, görev nedeniyle üç gün boyunca telefonuna ulaşamadığı bir seyahatten döndüğünde hayatının en büyük yıkımıyla karşılaştı. Eşi Zeynep için aldığı yeşil ipek eşarp ve altı yaşındaki kızı Elif için aldığı oyuncak bebek hâlâ çantasındaydı. Eve döndüğünde ise kapıda onu çiçeklerle süslenmiş bir cenaze evi bekliyordu.
Bahçede siyah kurdeleler asılıydı, salonun ortasında ise eşinin tabutu duruyordu.
Annesi Fatma, gözyaşları içinde Zeynep’in üç gün önce hayatını kaybettiğini söyledi. Ahmet ise şok içindeydi. Kimsenin kendisine haber vermemiş olmasını anlayamıyordu. Annesi, işvereninin görevin yarıda kesilemeyeceğini söylediğini belirtti. Tam cenaze kaldırılmak üzereyken hiç beklenmedik bir olay yaşandı.
Altı yaşındaki Elif tabutun yanında yüksek sesle bağırdı:
“Anneannem yalan söylüyor! Annem kendi kendine ölmedi!”
Salondaki herkes donup kaldı.
Elif gözyaşları içinde annesinin yardım istediğini, amcası Mert’in kapıyı kırarak içeri girdiğini, anneannesinin ise annesinin telefonunu aldığını anlattı. Daha sonra kendileriyle birlikte odaya kilitlendiklerini söyledi.
Bu sözler Ahmet’in tüm düşüncelerini değiştirdi.
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.