Çok geçmeden Fransız trafik polisi peşlerine takılır ve arabayı kenara çektirir. Polis memuru yaklaşır, cam açılınca Papa'yı görür. Şaşkınlıktan ne yapacağını bilemez, hemen merkeze telsizle bağlanır:
— "Amirim, çok büyük bir durum var. İnanılmaz hız yapan bir araba durdurdum."
Amir: "Cezayı kes gitsin!"
Polis: "Yapamam amirim, içerideki kişi çok ama çok önemli biri."
Amir: "Kimmiş o? Belediye başkanı mı?"
Polis: "Hayır, çok daha yüksek."
Amir: "Fransa Cumhurbaşkanı mı yani?!"
Polis: "Hayır amirim, daha da yüksek!"
Amir kızar: "Kim ulan bu adam, Tanrı mı?!"Polis fısıldar:
— "Valla amirim Tanrı olup olmadığını bilmiyorum ama şoförlüğünü Papa yapıyor!"
10. İki Dostun İtirafı
Cote d’Azur’de lüks bir yatta güneşlenen iki zengin Fransız iş adamı şaraplarını yudumlarken derin bir sohbete dalar.Polis fısıldar:
— "Valla amirim Tanrı olup olmadığını bilmiyorum ama şoförlüğünü Papa yapıyor!"
10. İki Dostun İtirafı
Cote d’Azur’de lüks bir yatta güneşlenen iki zengin Fransız iş adamı şaraplarını yudumlarken derin bir sohbete dalar.
Philippe derin bir iç çeker:Jean... Sana yıllardır sakladığım bir sırrımı itiraf etmek zorundayım. Vicdan azabından öleceğim. Beş yıl önce senin karınla Cannes'daki film festivalinde birlikte oldum. O büyülü bir geceydi ama sana ihanet ettiğim için her gün kendimden nefret ediyorum. Lütfen beni affet..."
Jean sakince şarabından bir yudum alır, dostunun omuzuna vurur:
— "Ah Philippe... Mon cher ami. Kendini hırpalama. Biz dostuz, böyle şeyler için dostluk bozulur mu?"