G-892JKVGF0C

26 YIL SONRA İLK AŞKINI, ELİNDE ESKİ BİR YATAK VE YANINDA 3 YAŞINDAKİ KIZIYLA TOZLU BİR YOLDA GÖRDÜ.

Ertesi hafta kasabada eşi benzeri görülmemiş bir fırtına koptu. Baran’ın savcılığa sunduğu belgelerle Turgut ailesinin kurduğu sahte evrak çetesi çökertildi. Duru’nun adı mahkeme kararıyla bütünüyle aklandı; kasaba halkının yüzündeki suçluluk dolu bakışlar, onun başını bir kez daha dik tutmasına yetti. Ancak Duru o kasabada kalmak istemiyordu; orası onun gençliğini, neşesini ve umutlarını gömdüğü bir mezarlık gibiydi. Baran ise Duru’nun geçmişte kurmak istediği o muhasebe ve danışmanlık ofisini sahil kıyısındaki sakin bir kasabada onun adına hayata geçirdi.

Aylar sonra, deniz kokusunun zeytin ağaçlarına karıştığı yeni evlerinin bahçesinde akşam oluyordu. Lara, çimlerin üzerinde yeni ayakkabılarıyla neşeyle koşuyor, elindeki renkli uçurtmayı rüzgâra bırakmaya çalışıyordu. Baran ve Duru, verandanın ahşap basamaklarında yan yana oturmuş kahvelerini yudumluyorlardı. Duru’nun elleri artık çamaşır suyunun ve ağır işlerin izlerini taşımıyordu; yüzüne yeniden o üniversite yıllarındaki zeki ve mağrur tebessüm yerleşmişti. Baran uzanıp onun elini tuttu. Bu kez kaçan, tereddüt eden ya da geride bırakan biri değildi.

Duru başını Baran’ın omzuna yasladı ve denizin ufkuna doğru baktı. "Bazen çok geç kalınmış gibi görünen yollar," dedi Duru usulca, "insanı olması gereken tek yere çıkarıyor." Baran küçük kızının kahkahalarını dinlerken başını salladı. Yirmi altı yıl boyunca kaybettikleri zamanı geri getiremezlerdi belki, ama önlerinde duran o tertemiz sayfayı sevgiyle, sadakatle ve birbirlerine duydukları sarsılmaz bağla dolduracak kadar uzun bir ömürleri vardı. Hayatın en ağır yatakları artık omuzlarda değil, geride bırakılan acıların anısına sessizce gömülmüştü.

Aşağıdaki gorsele ilerleyiniz...
Reklamlar