G-892JKVGF0C

18 yaşındaki kızım tatilde kayboldu biriyle.. Devamını oku


Kadın bana Derya’nın yıllar önce ciddi bir korku nedeniyle ortadan kaybolduğunu anlattı. O gece sahilde tanımadığı insanlarla karşılaşmış, ardından yaşadığı bazı olaylar nedeniyle ailesine ulaşmaktan korkmuştu. Sonraki yıllarda başka bir şehirde, farklı bir hayat kurmuştu.

En korkunç tarafı ise şuydu:

Derya defalarca beni aramayı düşünmüş ama her seferinde geçmişin yeniden karşısına çıkacağından korkmuştu.

“Peki şimdi nerede?” diye sordum.

Kadın cevap vermeden önce uzun süre sustu.

“Bunu size kendisinin söylemesini istiyor.”

Ertesi gün bana bir adres gönderildi.

Saatler süren yolculuktan sonra küçük bir sahil kasabasına vardım.

Gönderilen adrese doğru yürürken dizlerim titriyordu.

Kapının önünde durdum.

Elimi zile götürdüm ama basamadım.

Ya kapıyı başka biri açarsa?

Ya yıllardır beklediğim şey gerçek değilse?

Tam geri dönmek üzereyken kapı açıldı.

Karşımda otuz yaşlarında bir kadın duruyordu.

Bana baktı.

Gözleri doldu.

Ben hiçbir şey söyleyemedim.

O ise yalnızca:

“Anne…”

dedi.

O tek kelimeyle yıllardır içimde taşıdığım bütün acı çözüldü.

Ona sarıldım.

Ne hesap sordum ne de nedenlerini öğrenmeye çalıştım.

Sadece sarıldım.

İkimiz de uzun süre ağladık.

Bir süre sonra Derya kulağıma fısıldadı:

“Beni affeder misin?”

Yüzünü ellerimin arasına aldım.

“Ben seni kaybettiğim gün affetmem gereken hiçbir şey olmadığını öğrendim,” dedim. “Sen hayattaysan, benim için gerisi önemli değil.”

O gün denizin kenarında saatlerce konuştuk.

Derya bana geçen yılları anlattı. Ben de onsuz geçen geceleri…

Ama geçmişi değiştiremezdik.

Yalnızca bundan sonrasını değiştirebilirdik.

Derya birkaç ay sonra yeniden benimle yaşamaya başladı. İlk zamanlar ikimiz de birbirimize alışmakta zorlandık. Aradan geçen yıllar bizi değiştirmişti.

Ama pazar sabahları birlikte kahvaltı etmeye başladık.

Eski fotoğraflara baktık.

Çocukluğundaki hikâyeleri yeniden anlattım.

Bir gün Derya bana gülerek:

“Anne, benim için hâlâ on sekiz yaşındaki kızınmışım gibi davranıyorsun,” dedi.

Ben de gülümsedim.

“Çünkü seni en son on sekiz yaşında gördüm.”

Sonra başını omzuma yasladı.

“Artık buradayım.”

O cümle benim için yıllardır beklediğim cevaptı.

Derya’nın kaybolduğu gün hayatım durmuştu.

Ama onu yeniden bulduğum gün anladım ki bazı yaralar tamamen kapanmaz. Sadece insan, o yarayla yaşamayı öğrenir.

Ben yıllarca kızımın bir gün geri döneceğine inanmıştım.

Ve sonunda şunu öğrendim:

Umut, her zaman beklediğimiz kişinin aynı şekilde geri dönmesi değildir. Bazen umut, yıllar sonra kapının çalması ve sevdiğiniz insanın size yeniden “Anne” diyebilmesidir.

O günden sonra Derya’nın odasını değiştirdim.

Ama yatağının üzerine yıllar önce aldığı mavi elbiseyi koydum.

Çünkü artık o oda geçmişi bekleyen bir oda değildi.

Kızımın yeniden başladığı hayatın ilk odasıydı.

Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Reklamlar