G-892JKVGF0C

16 yaşındaki kızım okuldan geç geliyordu onu öyle bir şe yaparken yakaladım..Devamını gör.

Kızım Duru on altı yaşındaydı. Sessiz, başarılı ve sorumluluk sahibi bir çocuktu. Eve geldiğinde odasına kapanır, derslerini yapar, sonra benimle mutfakta çay içerdi. Onunla aramızdaki bağın çok güçlü olduğunu düşünürdüm.

Ta ki eve geç gelmeye başlayana kadar.

İlk başta haftada bir oluyordu. “Okulda etüt var anne,” diyordu. Sonra bu etütler neredeyse her gün uzamaya başladı. Akşam saat yedi, sekiz, bazen dokuz olmadan eve gelmiyordu.

Bir akşam saat dokuzu geçerken kapı açıldı.

Duru içeri girdiğinde yüzü bembeyazdı.

“Geç kaldın,” dedim.

“Evet… biraz.”

“Biraz mı? Saat dokuzu geçti.”

Ayakkabılarını çıkarırken gözlerime bakmadı.

“Okulda işim vardı.”

İçime bir şüphe düştü.

“Ne işi?”

“Anne, lütfen. Çok yoruldum.”

O gece odasına gittiğinde telefonunu masanın üzerine bırakmıştı. Ekran bir anlığına yandı.

“Bugün gelmeyecek misin? Seni bekliyoruz.”

Mesajın kimden geldiğini göremedim.

Duru telefonu hemen alıp cebine koydu.

“Kim bu?”

“Kimse.”

“Duru, bana yalan söyleme.”

Bir an yüzü değişti.

“Ben sana yalan söylemiyorum!”

Sonra odasına girip kapıyı kapattı.

O gece uyuyamadım.

Ertesi gün okuluna gittim. Rehber öğretmeniyle görüştüm. Duru’nun derslerinde herhangi bir düşüş olmadığını, fakat son haftalarda teneffüslerde sık sık okuldan ayrıldığını söyledi.

“Okuldan mı çıkıyor?” diye sordum.

“Bazen izin alıyor. Bir aile meselesi olduğunu söylemişti.”

Aile meselesi…

Benim haberim olmayan ne olabilirdi?

Aynı akşam Duru yine geç geldi. Bu kez sessizce ağlıyordu.

Kolundan tuttum.

“Bana ne olduğunu anlat.”

“Bir şey yok.”

“Bir anneye bundan daha kötü ne söylenebilir biliyor musun? ‘Bir şey yok’ demen.”

Başını öne eğdi.

Sonra birden,

“Beni takip etme,” dedi.

Donup kaldım.

“Ne?”

“Lütfen anne. Peşimden gelme.”

Ertesi gün onun giydiği montun cebinde küçük bir kâğıt buldum. Üzerinde sadece bir adres ve saat vardı.

Saat 18.30.

Dayanamadım.

Kızımı takip ettim.

Duru okuldan çıktıktan sonra otobüse bindi. Yaklaşık yirmi dakika sonra şehrin eski mahallelerinden birinde indi. Dar bir sokağa girdi. Ben uzaktan onu izliyordum.

Önünde eski, üç katlı bir bina vardı.

Kapıyı açıp içeri girdi.

Ben birkaç dakika bekledikten sonra kapıya yaklaştım...

Fotoğrafa dokunarak ilerleyin devamı sonraki sayfada...
Reklamlar