Kadın bana Derya’nın yıllar önce ciddi bir korku nedeniyle ortadan kaybolduğunu anlattı. O gece sahilde tanımadığı insanlarla karşılaşmış, ardından yaşadığı bazı olaylar nedeniyle ailesine ulaşmaktan korkmuştu. Sonraki yıllarda başka bir şehirde, farklı bir hayat kurmuştu.
En korkunç tarafı ise şuydu:
Derya defalarca beni aramayı düşünmüş ama her seferinde geçmişin yeniden karşısına çıkacağından korkmuştu.
“Peki şimdi nerede?” diye sordum.
Kadın cevap vermeden önce uzun süre sustu.Bunu size kendisinin söylemesini istiyor.”
Ertesi gün bana bir adres gönderildi.
Saatler süren yolculuktan sonra küçük bir sahil kasabasına vardım.
Gönderilen adrese doğru yürürken dizlerim titriyordu.
Kapının önünde durdum.
Elimi zile götürdüm ama basamadım.
Ya kapıyı başka biri açarsa?
Ya yıllardır beklediğim şey gerçek değilse?
Tam geri dönmek üzereyken kapı açıldı.
Karşımda otuz yaşlarında bir kadın duruyordu.
Bana baktı.
Gözleri doldu.
Ben hiçbir şey söyleyemedim.
O ise yalnızca:
“Anne…”
dedi.O tek kelimeyle yıllardır içimde taşıdığım bütün acı çözüldü.
Ona sarıldım.
Ne hesap sordum ne de nedenlerini öğrenmeye çalıştım.
Sadece sarıldım.
İkimiz de uzun süre ağladık.
Bir süre sonra Derya kulağıma fısıldadı:
“Beni affeder misin?”
Yüzünü ellerimin arasına aldım.
“Ben seni kaybettiğim gün affetmem gereken hiçbir şey olmadığını öğrendim,” dedim. “Sen hayattaysan, benim için gerisi önemli değil.”
O gün denizin kenarında saatlerce konuştuk.
Derya bana geçen yılları anlattı. Ben de onsuz geçen geceleri…
Ama geçmişi değiştiremezdik.