Çalıştığım muhasebe şirketine yaşlı bir kadın gelmişti. Kadın gözyaşları içindeydi. Birikimlerinin tamamını internet üzerinden tanıştığı kişiler tarafından dolandırıldığını anlatıyordu.
Polis raporları hazırlanırken bazı belgeleri inceleme fırsatım olmuştu.
Dolandırıcıların kullandığı sahte kimliklerden biri genç bir kıza aitti.
Fotoğrafı hâlâ aklımdaydı.
Çünkü kızın yüzü olağanüstü derecede akılda kalıcıydı.
Ve o fotoğraftaki kişi…
Bodrumdaki kızdı.
Oğlum şaşkınlıkla başını salladı.
“Bu mümkün değil.”Ben de önce öyle düşündüm.”
Kocam kaşlarını çattı.
“Sadece bir fotoğrafa dayanarak mı polisi çağırdın?”
“Hayır.”
Ceren adını duyduğum anda her şey netleşmişti.
Çünkü o zaman kullanılan sahte kimlikteki isim de Ceren’di.
Aynı yüz.
Aynı isim.
Aynı gülümseme.
Oğlum sinirle saçlarını karıştırdı.
“Bu bir tesadüf olabilir.”
Tam o sırada bodrumdan gelen ses değişti.
Artık öfkeli bağırışlar yoktu.
Sessizlik vardı.
Bu sessizlik beni daha çok korkuttu.