Uzun süre sustum. İçimde bir savaş vardı. Acı, öfke, şaşkınlık… ama en çok da özlem.
Sonra Elif’e baktım. Gözlerinde korku değil, umut vardı.
Yavaşça ayağa kalktım.
“Gel,” dedim. “Oturup konuşalım.”
O gün, denizin kenarında üç kişi oturduk. Ayşe’nin çocukluğunu, geçmişini, bilmediğim yönlerini öğrendim. Eksik parçalar yavaş yavaş yerine oturuyordu.
Ayşe geri dönmemişti.
Ama onun hikâyesi, sandığımdan çok daha büyüktü.
Ve belki de ilk kez… acım biraz olsun hafiflemişti.