G-892JKVGF0C

Emeklilik sonrası hayatım hakkında her şeyi bildiğimi sanıyordum

Kameraya gergin bir şekilde gülümseyen, birbirine yakın duran iki genci gösteriyordu. Gözüm önce arka plana takıldı; eski üniversitemin kütüphanesinin sarmaşıklarla kaplı tuğla duvarı. O duvar onlarca yıldır hiç değişmemişti! Sonra daha yakından baktım. O genç kadın bendim! O zamanlar içinden çıkmadığım eski kot ceketimi giyiyordum. Saçlarım ortadan ayrılmıştı, yumuşak dalgalar yüzümü çerçeveliyordu. Ve yanımda, eli neredeyse omzuma değecek kadar yakın, gülümseyen kişi Deniz’di. İlk aşkım. Ellerim titremeye başladı. O fotoğrafı üniversiteden beri görmemiştim! Birinin o fotoğrafı çektiğine dair hiçbir anım yoktu. Deniz’i yıllardır düşünmemiştim; en azından ciddi anlamda. Yine de yüzünü gördüğüm anda göğsümde keskin ve tanıdık bir şeyler yeşerdi! Fotoğrafın altında bir mesaj yazılıydı: “Bu fotoğraftaki kadını arıyorum. Adı Sevim, 1970’lerin sonunda üniversitede beraberdik. O benim ilk aşkımdı. Ailem aniden taşındı ve onunla tüm iletişimimi kaybettim. Hayatın onu nereye götürdüğünü ya da bunu hiç görüp görmeyeceğini bilmiyorum.” Okuduklarıma inanamıyordum! “Geçmişi değiştirmeye çalışmıyorum. Sadece 40 yılı aşkın süredir yanımda taşıdığım önemli bir şeyi ona geri vermem gerekiyor. Eğer onu tanıyorsanız, lütfen onu aradığımı bilmesini sağlayın.” Gözlerimi kırparak ekrana bakakaldım. Boğazım düğümlendi. Onlarca yıldır ismini duymamıştım ama gördüğüm an bir dalga gibi çarptı bana! O zamanlar o benim her şeyimdi. Deniz komikti, nazikti ve asla yerinde duramazdı! Kendi dersine geç kalacak olsa bile beni her gün sınıfa kadar geçirirdi. Saatlerce konuşurduk; çoğunlukla havadan sudan, ama o zamanlar hepsi çok önemli gelirdi. Foto muhabiri olmak isterdi ve boynunda hep o eski fotoğraf makinesi asılı olurdu.
Reklamlar