Aras, birkaç gündür kampın diğer ucunda kendi başına vakit geçiriyordu. Göz göze geldiklerinde, aralarında kıyafetlerin saklayabileceği hiçbir yapaylık yoktu. Birbirlerini en saf, en doğal halleriyle gördüler. Bu yalın bakışma, Leyla’nın içini garip bir heyecanla doldurdu.İlerleyen günlerde, güneşin altında ve denizin kucağında, bu yalınlık aralarındaki bağı hızla derinleştirdi. Birlikte uzun yürüyüşler yaptılar, dalgaların arasında şakalaştılar ve akşamları yıldızların altında, hayatın en basit ve en derin konuları üzerine saatlerce konuştular. Kıyafetler olmadığında, ruhların birbirini çok daha net gördüğünü keşfettiler. Birbirlerinin unvanlarını ya da markalarını değil, sadece gözlerindeki ışığı, seslerindeki samimiyeti ve tenlerinin sıcaklığını tanımaya başladılar.