Babam borçları yüzünden beni 50 yaşındaki ağaya verdi — ama düğün gecesi duyduğum söz hayatımı değiştirdi.
20 yaşındaydım ve hayallerim vardı. Üniversiteye gitmek, kendi ayaklarımın üzerinde durmak, küçük bir evim olsun ve sevdiğim biriyle hayat kurmak istiyordum. Ama bizim evde hayaller, borçlardan daha güçlü değildi.
Babam yıllardır geçim sıkıntısı çekiyordu. Küçük tarlamızdan kazandığımız para hiçbir şeye yetmiyordu. Annem hastaydı, kardeşlerimin masrafları vardı ve kapımızı çalan insanlar artık para değil, cevap bekliyordu.
Bir akşam babam beni karşısına oturttuğunda yüzündeki ifadeden kötü bir şey olduğunu anladım.
"Sen benim kızımsın… ama bazen insan ailesini kurtarmak için zor kararlar vermek zorunda kalır."
Ne demek istediğini anlamamıştım.
Sonra söylediği cümle, dünyamı başıma yıktı.
"Karadere'nin ağası seninle evlenmek istiyor."
Donup kaldım.
"Kim?"
"Mustafa Ağa."
Onu herkes tanıyordu. 50 yaşındaydı. Büyük arazileri, onlarca çalışanı ve köyde herkesin çekindiği bir gücü vardı.
Babam gözlerini kaçırdı.
"Borçlarımızı kapatacak. Kardeşlerin de kurtulacak."
O an babama değil, sanki yıllardır güvendiğim her şeye kırıldım.
"Yani beni satıyor musun?" diye fısıldadım.
Babam ağlamaya başladı.
"Ben seni satmıyorum kızım… seni kurtarıyorum."
Ama ben bunun kurtuluş gibi hissettirmediğini biliyordum.
Düğün hazırlıkları başladığında herkes mutlu görünüyordu. Komşular "ne şanslı kız" diyordu. Büyük bir eve gidecektim, param olacaktı, rahat yaşayacaktım.
Ama kimse bana geceleri ağlayarak uyuduğumu görmedi.
Mustafa Ağa düğünde bana çok sakin davrandı. Beklediğim gibi sert biri değildi. Ama bu, içimdeki korkuyu yok etmiyordu.
Çünkü ben bir eş değil, bir anlaşmanın parçası gibi hissediyordum.
Evliliğimizin ilk haftalarında garip bir şey fark ettim.
Ağa herkesin önünde güçlü görünüyordu ama yalnız kaldığımızda sessizleşiyordu.
Bir gece bana şöyle dedi:
"Sen benden nefret ediyorsun, değil mi?"
Cevap veremedim.
Çünkü nefret ettiğim kişi sadece o değildi. Beni bu noktaya getiren hayatın tamamıydı.
Aylar geçtikçe bazı şeyler değişmeye başladı. Bana hiç kimsenin vermediği saygıyı göstermeye başladı. Okumak istediğimi öğrendiğinde bana kitaplar aldı.
Ama içimde hâlâ büyük bir soru vardı:
Beni gerçekten seviyor muydu, yoksa sadece yalnızlığını mı dolduruyordum?
Tam ona güvenmeye başladığım sırada, babam yıllar sonra tekrar ortaya çıktı.
Elinde eski borçlarla ilgili belgeler vardı.
Ve bana söylediği şey kanımı dondurdu.
"Senin evliliğin bitti. Ağadan daha fazla para alabilirim."
Babamın sözleriyle içimde bir şey kırıldı.
Çünkü beni yıllar önce borçları için vermişti… şimdi de başka bir çıkar için hayatımı yeniden değiştirmek istiyordu.
O gece Mustafa Ağa'ya her şeyi anlattım.
Başımı öne eğip:
"Ben bu evde hiç kimsenin malı olmak istemiyorum" dedim.
Uzun süre sessiz kaldı.
Sonra bana baktı ve hayatım boyunca unutamayacağım cümleyi söyledi:
"Sen bu eve borç karşılığı gelmedin. Eğer gitmek istiyorsan kapı açık… ama kalırsan, bu kez kendi kararınla kal."