Matteo yirmi sekiz yaşındaydı. Heykel gibi işlenmiş hatları, güneşten yanmış teni ve derin deniz tonlarındaki gözleriyle büyüleyici bir genç adamdı. Ama Eleonora’yı asıl etkileyen şey görünüşünden ziyade sergilediği tavırdı. Ne bir kibir ne de sahte bir boyun eğme; son derece profesyonel, ama bir o kadar da içten ve ilgili.Matteo terasa adımladığında, Eleonora ona bir kadeh Chianti uzattı. Matteo kadehi alırken parmakları hafifçe Eleonora’nın eline değdi. O an aralarındaki elektrik gözle görülür bir hal aldı.
"Geceye hazır mısın, Signora?" diye fısıldadı Matteo. Sesi, kadife gibi yumuşak ve davetkardı.
"Uzun zamandır ilk kez yalnızca 'ben' olmaya hazırım, Matteo," dedi Eleonora.