Emre annesinin doğum gününü kaçırdığı günü, ertelediği telefon konuşmalarını ve eve gitmek üzereyken annesinin “Boşuna para harcama, ben iyiyim.” demesine inanarak seyahatini iptal ettiği hafta sonunu anlattı.
Bir gece sonunda en ağır düşüncesini dile getirdi:
“Sanırım annem, ona artık ihtiyacım olmadığını düşünerek öldü.”
Nermin Hanım’ın gözleri doldu.
Ertesi sabah Gökhan bu kez polisle birlikte geldi.
Emre’nin yaşlı kadını kendi isteği dışında evinde tuttuğunu iddia ediyordu.
Tam tartışma büyürken Nermin Hanım odasından çıktı.
Elinde mavi bir kurdeleyle birbirine bağlanmış eski zarflar vardı.
Herkesi içeri çağırdı.
Sonra zarfları Emre’ye uzattı.
Emre yazıyı gördüğü anda dondu.
Bu, annesinin el yazısıydı.
Nermin Hanım gerçeği açıkladı.
Yıllar önce Emre’nin annesiyle çok yakın arkadaş olmuştu.
Emre’nin annesi hastalığı ilerlediğinde çocuklarına göndermek üzere mektuplar yazmış ancak son anda vazgeçmişti.
Çünkü gerçeği öğrenirlerse bütün hayatlarını bırakıp suçluluk duygusuyla yanına koşacaklarını biliyordu.
Özellikle Emre’nin kendisini yıllarca suçlayacağından emindi.
Nermin Hanım ilk mektubu ona verdi.
Annesi açıkça şunu yazmıştı:
Emre’nin onu sevdiğini her zaman biliyordu.
Hastalığını gizlemesi oğlunun ilgisizliğinden değil, onun hayatını yaşamaya devam etmesini istemesindendi.