İstanbul’daki özel bir hastanenin pencerelerini şiddetli yağmur döverken, elli altı yaşındaki iş insanı Arif Vural yatağında güçlükle nefes alıyordu. Doktorlar kalbindeki hasarın çok ilerlediğini ve yalnızca birkaç günlük ömrü kaldığını düşünüyordu.
Arif’in dışarıdan bakıldığında kusursuz bir hayatı vardı. Başarılı bir mobilya şirketine, değerli gayrimenkullere ve milyonlarca liralık yatırımlara sahipti. Dört yıldır kendisinden genç ve güzel eşi Vildan ile evliydi. Onun sevgisine, ilgisine ve her gün verdiği ilaçlara tamamen güvenmişti.
Ancak o gece Vildan’ın söyledikleri bütün hayatını bir anda değiştirdi.
Hastane odasının kapısını kapatan Vildan, yatağa yaklaşıp artık onu seviyormuş gibi davranmaktan yorulduğunu söyledi. Arif’in şirketinin, evlerinin ve bütün parasının kısa süre sonra kendisine kalacağını anlattı. Hatta Cüneyt isimli sevgilisiyle Antalya’da deniz manzaralı bir ev bile seçtiklerini açıkladı.