Ertesi sabah bahçeye çıktım.
Orada yetmişli yaşlarında, güler yüzlü bir adamla tanıştım. Adı Kemal’di.
Kemal Bey her sabah bahçedeki çiçeklerle ilgileniyordu. Elindeki küçük makasla kuruyan dalları kesiyor, sonra çiçekleri suluyordu.
“Çiçeklerle konuşuyor musunuz?” diye sordum.
Gülümsedi.
“Bazen insanlar dinlemiyor. Çiçekler hiç olmazsa susup dinliyor.”
İlk kez uzun zamandır içtenlikle güldüm.
Günler geçtikçe Kemal Bey ile yakın arkadaş olduk. Kahvaltılarda sohbet ediyor, bahçede yürüyüş yapıyor, eski günlerimizi birbirimize anlatıyorduk. Onun da çocukları vardı ama onlar da nadiren arıyorduBir gün bana, “İnsan yaşlanınca en çok neyi kaybetmekten korkar biliyor musun?” diye sordu.
“Sağlığını mı?”
“Hayır,” dedi. “Gerekli olduğunu hissetmeyi.”
Bu söz aklımda kaldı.
Ertesi gün huzurevinin mutfağında çalışan genç kızın ağladığını gördüm. Adı Duru’ydu. Yanına oturup neden ağladığını sordum. Annesini kaybettiğini ve evde yalnız yaşayan babasının da hastalandığını anlattı.
Onu dinledim. Sonra elini tuttum.
“Bazen insanın ihtiyacı olan şey para değil,” dedim. “Birinin yanında olduğunu bilmek.”
Duru o günden sonra sık sık yanıma gelmeye başladı.
Bir süre sonra huzurevindeki diğer yaşlılarla da ilgilenmeye başladım. Birinin saçını tarıyor, birinin mektubunu okuyordum. Doğum günü olanlara küçük kutlamalar düzenliyordum. Bahçedeki çiçeklerin bakımını Kemal Bey ile birlikte üstlenmiştik.
Ben artık terk edilmiş bir kadın gibi hissetmiyordum.
Bir ailem daha vardı.
Fakat çocuklarım beni hiç aramıyordu.
Aylar sonra Baran bir akşam telefon etti.
“Anne, nasılsın?”
“İyiyim.”
Bir süre sessizlik oldu.
Sonra Baran, “Evle ilgili bazı şeyleri konuşmamız gerekiyor,” dedi.
İçim burkuldu.
“Evle ilgili ne var?”Anne, biliyorsun… Senin evin oldukça değerli. İleride ne yapacağını düşünmen gerekiyor.”
O an her şeyi anladım.
Beni özlediği için aramamıştı.
Evimi düşünüyordu.
Telefonu kapattığımda uzun süre pencerenin önünde oturdum. Ağlamadım. Çünkü bazı gerçekler insanı ağlatmaktan çok susturuyordu.
Ertesi gün Kemal Bey beni bahçede buldu.
“Bir şey olmuş.”
“Çocuklarım aradı,” dedim.
“İyi bir şey mi?”
Başımı salladım.
“Hayır. Ama artık ne yapacağımı biliyorum.”
Kemal Bey şaşkınlıkla yüzüme baktı.
“Ne yapacaksın?”
Gülümsedim.
“Hayatımın geri kalanını, beni gerçekten seven insanlarla geçireceğim.”
O günden sonra huzurevindeki insanlarla daha da yakınlaştım. Özellikle Duru’nun babasının tedavisiyle ilgilenmesine yardımcı oldum. Duru’nun yüzündeki minnettarlık, çocuklarımın yıllardır vermediği bir sıcaklığı bana hissettirdi.