Baran Güran: Evet. Bir gerekçe yok abi bu arada. Yani somut bir şekilde ya şu nedenden dolayı Narin’i öldürdüler diye bir gerekçesi de yok. Anlamış değilim abi gerçekten. 2 yıldır ömrümden 20 yıl geçti. Oturuyorum abi, eski davalara bakıyorum, eski cinayet dosyalarına bakıyorum, okuyorum. Ya ben böyle bir şey görmedim abi ya. Gerçekten yani bir süreden sonra ‘‘Aslında Narin’e ne oldu?’’ sorusu aranmıyor. Bir süreden sonra Narin için delil aranmıyor. Gerçekten bunu çok açık bir şekilde söyleyebilirim. Çünkü toplumsal baskı yarattıkları bir toplumsal baskıdan sonra ya biz kamuoyunu nasıl tatmin edebiliriz? Tamamen bunun üzerinden ilerlenmiş.Ruşen Çakır: Peki şunu hatırlıyorum, olay patlak verdiğinde yani bu gündeme geldiği zaman da bir de annenin, kardeşinin ve amcanın gözaltına alındıkları tarihlerde hatırlıyorum, sen bayağı bu olayla ilgili uğraşıyordun, avukatlar buluyordun, kamuoyu oluşturmaya çalışıyordun. O günler nasıl geçti? Yani sen çünkü orada o soyadı taşıyan, medyanın kolaylıkla ulaşabileceği, sorabileceği, edebileceği birisiydin. Nasıl geçti o günler senin açından?Baran Güran: Ben babamın bir sözüyle söyleyeyim; kıyametin ne olduğunu gerçekten bilmiyoruz çünkü yaşamadık ama bence bu kıyametten daha kötüydü abi. Ben böyle bazen oturuyorum kendi kendime, artık bir süreden sonra insanın psikolojisi bozuluyor ve kendinle dertleşiyorsun abi. Çünkü dertleşecek insan da bulamıyorsun. Seni anlayan, senin acına ortak olacak bir süreden sonra insan da bulamıyorsun. Kendi kendine dertleşiyorsun. Ya ben duruyorum böyle, yani biz ne yaptık ya? Yani ne istiyorlar bizden? Ben hayatımda bu yaşta bunu öğrendim. Bu hayattaki her şey geçicidir ama gerçekten çaresizlik kadar kötü bir şey yok abi. Yani ben böyle bir şey görmedim abi ya. Şöyle düşün, henüz daha gözaltılar yeni başlamış, abi bir ifade düşüyor, tamam mı? İşte şöyle, ‘‘Güran ailesinden yenge Hediye Güran’ın ifadesi ortaya çıktı’’ başlığı atılıyorBen eve gittiğimde anne ile Enes arasında bir boğuşma vardı.’’ İfadeyi okuyorlar. Tabii bu yani bütün ana akım medya, ülkedeki bütün haber kanalları, bütün sosyal medya hesapları… Ya ifadesini okuyorum, ifadesinde öyle bir şey yok. Ben de hani gazetecilere diyorum ki, ‘‘Bir savunma hakkı olması lazım. Yani siz bakın böyle bir şey söylediniz ama ifade burada, ifadede böyle bir şey demiyor. Yani böyle bir şey yok. Yanlış ifadeyi gösteriyorsunuz.’’ Diyorlar ki, ‘‘Biz yargı makamı değiliz.’’ Ya tamam sen yargı makamı değilsin ama sen bir insanı şeytanlaştırıyorsun. Şu an insanlar böyle bir şeyin var olduğuna inanıyor. Çünkü siz hepiniz bunu haberleştirdiniYani savunma hakkı olarak ya da söz hakkı olarak bize bir söz hakkı vermeyecek misiniz? “Hayır, vermeyeceğiz.” Şimdi diyorlar ki, ‘‘aile konuşmuyor.’’ Ya kimse söz hakkı vermiyor ki konuşalım abi. Kimse demiyor ki, ‘‘Gelin bu olayı anlatın da biz sizden dinleyelim.’’ Kimse bunu bize söylemiyor. Adam çıkıyor misal yayın yapıyor, ‘‘aile konuşmuyor’’ diyor ama aileye söz hakkı teklifi hiç sunmamış, yani “Gelin konuşalım” dememiş aileye. Ben böyle bir şey görmedim abi gerçekten. Bazen eski yayınları açıp televizyonda, YouTube‘larda veya bu sosyal medyalarda bizden bahsettiklerinde dinliyorum, ya diyorum ki bunlar bizden mi bahsediyor? Bu, biz miyiz? ‘‘Evet,’’ diyorlar, ‘‘sizden bahsediyorRuşen Çakır: Peki şunu da merak ediyorum. Şimdi bu konuda yazıp çizen, mesela Ali Topuz meslektaşım ve arkadaşım peş peşe yazılar yazdı, çok önemli tespitler yaptı. Bir tanesinin başlığı çok çarpıcı: “Kuzuların Sessizliği, Kurtların Gürültüsü” diye bir başlık ve orada hukukun birtakım temel ilkelerinin burada nasıl lağvedildiğini anlatıyor. Mesela masumiyet karinesi vesaire susma meselesi gibi hususların… Şunu merak ediyorum, Ali birtakım başlıklar anlatmış, onlar çok önemli ama tekrar sana sormak istiyorum. Niye kamuoyu ya da bazı medya kuruluşlarının ve medya mensuplarının ve hatta birtakım isimlerin diyelim, gazeteci de olmayan birçok kişi malum devreye girdi, burada Güran ailesini, çok yanlış bir laf olursa özür dilerim ama, kolay lokma gibi görmesi nasıl oldu?Yani sizi sahipsiz sandıklarını anlıyorum, onu biliyorum, o tamam. Ama niye böyle bir olaya bu kadar çok fazla ilgi gösterdiler? ‘‘Bir küçük çocuk ölmüş, öldürülmüş, ailesi de yapmış olabilir. Şu da olabilir, bu da olabilir’’ deyip… Ama bunun bu kadar köpürtülmesi neden sence?
Baran Güran: Abi şöyle söyleyeyim. Hatta sana şöyle bir örnek de vereyim. Bir gazeteci var. Ben isim vermeyeceğim. Yani bu kanalı da zorda bırakmak istemiyorum. Narin’in davasından önce bu kişinin Twitter‘daki ve YouTube‘daki izlenmelerine bakıyorum. Baktığım kişinin Twitter‘da ve YouTube‘daki izlenmeleri henüz 2000’i geçmemiş ama ne zaman ki Narin konusu olunca 150.000-200.000’den aşağı gitmiyor. Çünkü gerçekten bir süreden sonra kendilerini kamuoyuna tanıtıp hatta ve hatta belki de dünyada bir bir ilk, bu davada üç büyük yalan atan gazeteciye ödül verildi. Yani şu derece söyleyeyim, bir davada kesinleşmiş ve yalan olduğu ispatlanmış raporlarla bir kişinin yaptığı haber, yalan haber üzerinde bu kişi ödül aldı. Yani düşünün yalan haber yaptı diye ödül alan var. Kahraman ilan edilenler var. Yani bu bir süreden sonra aslında herkesin beyaz dediğine “biz siyah diyelim, bakalım nasıl bir tepki alacağız” mantığı. Kamuoyu da maalesef ufak dedikodulardan başlayan ve çığ gibi büyüyen yalan haberlere çok meraklı. Bir süreden sonra abi bunu maalesef, ben bunu çok içim acıyarak söylüyorum, bu davayı kullanarak hem gazeteciliklerini hem de kamuoyunda kendilerini tanıtmak için ellerinden geleni yaptılar. Hatta bazı kadın programlarına bakarsanız, dava kesinleştikten sonra bile Narin’in videolarını henüz yeni paylaşıyorlar. Çünkü önceki haberleri izlenmiyoYani önceki attıkları tweet’ler görülmüyor. Önceki YouTube‘daki videoları izlenmiyor. Ama ne zaman ki Narin başlıklı bir video olunca kamuoyunun çok merak ettiği bir konu olduğu için yüz binlerce izlenme alıyor. Ben buna şahit oldum. Mesela bir kadın programcısı var. Kararlar vermiş. Normalde artık susulması lazım, mahkeme tarafından bir karar var. Olayın ilk gündeki videolarını karardan sonra tekrar yayınlıyorlar. Bakıyorum ki 250.000-300.000 izlenmiş ve insanlar buradan bir gelir kaynağı elde edebiliyor. Ve daha sonra da bazıları ise sırf bu tür davalarda biliyorsunuz uyanık insanlar vardır, kendini kahraman ilan etmek isteyen ve bu davada ismini duyuran ve hatta böyle şeylerde makam sahibi olan insanlar da vaAma işin aslı hiç öyle değil aslında. Mesela şu soru bize soruluyor: “Ya şu gazeteci sizden ne istesin?” Evet, bu soruyu biz de soruyoruz aslında. Yani bizden ne istiyorsun? Ya bir yalan var mesela, bir haber var söylüyor; bunun yalan olduğunu ben bir raporla kanıtlıyorum, ikna olmuyor. Bu demektir ki bu insan bunu kendine iş olarak kullanıyor aslında. Yani sırf kendini kamuoyuna tanıtmak için, kamuoyunun gündemine kahraman olarak girmek için ve birden fazla takipçiye sahip olmak için insanlar gerçekten bunu yapabiliyormuş. Yani bu derecede maalesef kötü niyetli insanlar da var. Hatta az önce dediğim gibi yani düşünün bir dava var, başında ve sonuna kadar bir gazeteci var, ya bunun attığı yalanları resmî raporlarla kanıtladığımız halde ya bu adam ödül aldı, Gazeteciler Derneği’nden bu adam ödül aldı. Yani şimdi böyle bir durumda biz ne yapabiliriz abi