ki aşık evlenecekler nişan yapılmış düğün günü bekleniyor. ama ikiside g*rdek gecesini beklemeye sabredememişler. bir gün gezerlerken tren raylarının üstünde işe başlamışlar. al takke ver külah iş ilerliyor . bu arada tren de gelmekte makinist raylarda bir karartı görmüş sirene basmış karartı gitmiyor. tren daha da yaklaşmış yine siren karartıda hiç bir tepki yok en sonunda makinist devamı sonraki sayfadadır.
ki aşık evlenecekler nişan yapılmış düğün günü bekleniyor. ama ikiside g-rdek gecesini beklemeye sabredememişler. bir gün gezerlerken tren raylarının üstünde işe başlamışlar. al takke ver külah iş ilerliyor . bu arada tren de gelmekte makinist raylarda bir karartı görmüş sirene basmış karartı gitmiyor. tren daha da yaklaşmış yine siren karartıda hiç bir tepki yok en sonunda makinist asılmış frene ama tren vagonları ani fren sonrası raydan çıkmış. iki genci yaka paça mahkemeye çıkarmışlar. kazaya sebebiyet vermekten ötürü. bilir kişi gençleri suçlu bulmuş ama hakim son olarak erkeğe sormuş ; olay nasıl oldu oğlum anlat bakalım. delikanlı başlamış lafa :hakim bey en sonunda birlikte olmaya karar verdik. olduğumuz yerde başladık işe çok hoşumuza gitti . zevkin doruklarındayız ben geliyorum ,ayşe geliyor ,tren geliyor…. ben geliyorum,ayşe geliyor , tren geliyor … baktım olcak gibi değil freni olan dursun anasını satayım dedim. kaza oldu…
1. Telgraf Çeken Damat
Karadeniz'in şirin bir köyünde Temel ile Fadime en sonunda evlenmişler. Düğün dernek bitmiş, takılar takılmış, horonlar tepilmiş. Sıra gerdek gecesine gelmiş. Temel’in babası İdris Amca, çok merhametli ve düşünceli bir adammış. Oğlunun heyecanını bildiği için kapının önünden geçerken Temel’e fısıldamış:
— “Oğlum Temel, heyecan yapma. Kız tarafı kapıda bekler, dedikodu çıkarır. Bana içeri girer girmez durumu haber veren tek kelimelik bir telgraf çek ki içimiz rahat etsin.”Temel “Tamam babacığım” demiş ve odaya girmiş. Aradan bir saat geçmiş, tık yok. İki saat geçmiş, ses seda yok. Gece yarısı köye tek bir kelimelik telgraf ulaşmış: “Hamsi.”
İdris Amca telgrafı almış ama hiçbir şey anlamamış. “Ulan Hamsi ne demek? Geldi mi, gitmedi mi, başardı mı?” diye düşünüp doğru köyün en bilgili adamı olan İmamın yanına koşmuş.
— “Hocam, gözünü seveyim yardım et. Temel gerdekten bana telgraf çekti, sadece ‘Hamsi’ yazıyor. Ne anlama geliyor bu?”İmam gözlüklerini burnunun ucuna indirmiş, telgrafı birkaç kez okumuş, hafifçe tebessüm ederek cevap vermiş:
— “Ah İdris Efendi ah... Temel kelimeyi yanlış yazmamış, sadece şifrelemiş. Hamsinin kafasını kesersin, kılçığını çıkarırsın, geriye ne kalır? Kılçıksız temiz et! Yani diyor ki: 'Kız tarafının lafına bakma, iş tamam, kafan rahat olsun!'”
2. İstatistikçi Çift
2. İstatistikçi Çift
Üniversitede aynı kürsüde görev yapan iki istatistik profesörü yıllar süren arkadaşlığın ardından evlenmeye karar vermişler. İkisi de hayatı sayılarla, ihtimallerle ve tablolarla görmeye alışkınmış.
Görkemli bir düğünün ardından otellerindeki balayı süitine geçmişler. Odaya girdiklerinde damat cebinden bir not defteri ve kronometre çıkarmış. Gelin ise çantasından bir hesap makinesi çıkarmış. Damat gelin hanıma dönmüş:
— “Hayatım, biliyorsun ki ilk gecemizinverimliliği, gelecekteki evlilik memnuniyeti indeksimizi %84.7 oranında doğrudan etkileyecektir. Bu yüzden her aşamayı veri olarak kaydetmeliyiz.”
Gelin başıyla onaylamış:
— “Katılıyorum sevgilim. Hatta hata payını %5 seviyesinde tutmak için her adımı zaman damgasıyla not edelim.”
Gecenin ilerleyen saatlerinde, romantizmden ziyade adeta bir laboratuvar deneyi yaşanmış. Sabaha karşı saat 04.00 sularında damat yatakta sırtüstü uzanmış, derin bir nefes alarak kronometreyi durdurmuş ve söze girmiş:Evet sevgilim, hesaplamalarıma göre bu geceki performansımız standart sapmanın iki birim üzerinde ve oldukça başarılı.”
Gelin gözlüklerini düzeltmiş, hesap makinesine birkaç sayı daha girip yanıt vermiş:
— “Doğru sevgilim... Ancak örneklem hacmimiz henüz çok küçük. Geçerlilik ve güvenilirlik testini tamamlamak için bu testi hemen tekrarlamamız gerekiyor!”
3. Kayserili Damat ve Pazarlık
Kayserili genç bir iş insanı, yine Kayseri’nin tanınmış tüccarlarından birinin kızıyla evlenmiş. Düğün her iki taraf için de oldukça kârlı bir yatırım gibi geçmiş; takılar, hediyeler tam bir servet değerindeymiş.Düğün biter bitmez gelin ile damat süslü gerdek odasına geçmişler. Gelin heyecanla yatağın kenarına oturmuş, duvağının açılmasını bekliyormuş. Damat ise üzerindeki damatlık ceketini çıkarmış, dikkatle askıya asmış. Ardından cebinden büyük bir defter ve kalem çıkarıp masaya oturmuş.
Gelin şaşkınlıkla izlerken damat hızlı hızlı bir şeyler yazmaya başlamaış:
— “Düğün salonu masrafı: 150 bin TL... Kuaför: 30 bin TL... Gelinlik: 50 bin TL... Orkestra: 20 bin TL...”Gelin dayanamayıp sormuş:
— “Hayatım, ne yapıyorsun Allah aşkına? İlk gecemizde hesap defteri mi tutulur?”
Damat başını kaldırıp çok ciddi bir ifadeyle cevap vermiş:
— “Hanım hanım! Biz Kayseriliyiz. Maliyeti çıkarmadan, yatırımın geri dönüş süresini (ROI) hesaplamadan ben bu işe giremem. Şimdi sus da söyle bakayım: Bu gece bu evliliği amorti ediyor muyuz, yoksa taksitlere mi bölelim?”
4. Tecrübeli Anneden Altın Tavsiye
Eski zamanlarda, bir kasabada çok utangaç ve saf bir kız evleniyormuş. Kızın annesi, kızının gerdek gecesi heyecandan ne yapacağını bilemeyeceğinden çok korkuyormuş. Düğünden hemen önce kızı kenara çekip usulca anlatmaya başlamış:
— “Kızım, bu gece odaya girdiğinizde damat ne derse desin, ne yaparsa yapsın hiç sesini çıkarma. Sadece 'Peki kocacığım' de ve onun dediklerini yap. Ne kadar sakin olursan, her şey o kadar kolay geçer.”Kız annesinin sözünü aklına kazımış. Düğün bitmiş, odalarına geçmişler. Damat da en az kız kadar utangaç ve tecrübesizmiş. Odada bir o yana bir bu yana yürümeye başlamış. En sonunda heyecanını yatıştırmak için kıza dönüp:
— “Şey... Ben çok acıktım, acaba aşağı inip mutfaktan ikimize biraz meyve getireyim mi?” demiş.
Kız annesinin tembihini hatırlayarak başını öne eğmiş:
— “Peki kocacığım...” demiş.Damat aşağı inmiş, tabağa biraz elma, üzüm koyup geri gelmiş. Yemişler. Sonra damat yine heyecanlanmış, ne yapacağını bilemeyip:
— “Üzerimdeki bu ağır kıyafetleri çıkarıp rahat bir şeyler giysem olur mu?” diye sormuş.
Kız yine gözlerini süzerek:
— “Peki kocacığım...” yanıtını vermiş.
Damat rahat kıyafetlerini giymiş, yatağın kenarına oturmuş. Aradan 2 saat geçmiş, damat heyecandan tek bir hamle yapamıyor, sürekli odadaki tabloları inceliyor, saata bakıyormuş. Sabaha karşı saat 05.00 olmuş. Damat derin bir iç çekip kıza dönmüş:
— “Uykum çok geldi, ben artık yatıp uyusam olur mu?”
Kız gözlerini açmış, derin bir nefes alıp şöyle demiş:
— “Peki kocacığım... Ama annem bana bu gecenin böyle tıkır tıkır geçeceğini söylememişti, ben televizyon izlemeye gidiyorum!”Damat rahat kıyafetlerini giymiş, yatağın kenarına oturmuş. Aradan 2 saat geçmiş, damat heyecandan tek bir hamle yapamıyor, sürekli odadaki tabloları inceliyor, saata bakıyormuş. Sabaha karşı saat 05.00 olmuş. Damat derin bir iç çekip kıza dönmüş:
— “Uykum çok geldi, ben artık yatıp uyusam olur mu?”
Kız gözlerini açmış, derin bir nefes alıp şöyle demiş:
— “Peki kocacığım... Ama annem bana bu gecenin böyle tıkır tıkır geçeceğini söylememişti, ben televizyon izlemeye gidiyorum!”
5. Yabancı Dil Bilen Damat
İngiltere'de uzun yıllar eğitim aldıktan sonra memleketine dönüp evlenen genç bir adam, gerdek gecesi odasında eşiyle baş başa kalmış. Adam çok kibar, aşırı centilmen ve biraz da İngiliz kültürüne fazla alışkınmış.
Odaya girdiklerinde eşine dönmüş, çok nazik bir ses tonuyla ve İngilizce aksanlı bir Türkçe ile konuşmaya başlamış:
— “Mon cherie... Bu gece hayatımızın en özel gecesi. Bütün hislerimizi, duygularımızı en yüksek seviyede yaşamalıyız. İzninizle ışıkları kapatıyorum...”
Işıkları kapatmış. Bir süre sonra damat romantik bir edayla fısıldamış:
— “Darling... Şu an kalbimin nasıl çarptığını hissedebiliyor musun? Bu adeta fantastik bir duygu!”
Gelin ses çıkarmamış. Biraz sonra damat yine fısıldamış:
— “Oh yes! Bu harika bir deneyim, adeta bulutların üzerindeyim. Sen de öyle hissetmiyor musun sevgilim?”Gelin karanlıkta derin bir iç çekmiş, yorganı kafasına kadar çekip söylenmiş:
— “Vallahi bey, sen oradan kendi kendine İngilizce pembe dizi çekiyorsun ama ben burada soğuktan donuyorum, bari üstüme yorganın ucunu ver!”