Senin yıllardır benim üzerime kuma getirerek beni evimden çıkarmaya çalıştığın kadın, bugün senin planını bozdu.”
Şule bebeğiyle arkamda duruyordu.
Ahmet’ın yüzü bembeyaz oldu.
Avukat, evin tapusunu ve diğer belgeleri önüne koydu.
“Bu ev Nermin Hanım’a aittir. Ayrıca müvekkilinizin Şule Hanım’a sunduğu belgelerde ciddi usulsüzlükler tespit edildi.”
Ahmet bana öfkeyle baktı.
“Sen bunu nasıl yaparsın?”
İlk kez gözlerinin içine korkmadan baktım.
“Bana yaptığın şeyi geri çevirdim.”
Şule de yanına yaklaşıp bebeğini kucağına verdi.Ben senin çocuğunun annesiyim. Ama senin oyuncağın değilim.”
Ahmet o gün evden ayrıldı.
Bir daha da dönmedi.
Şule ise gitmedi.
Aylar geçti.
Aynı evde iki kadın ve bir çocuk olarak yaşamaya devam ettik. Ama artık aramızda “kuma” diye bir kelime yoktu.
Bir gün Şule bana çay uzatırken gülümsedi.
“Hayatımın en büyük kötülüğünün beni seninle tanıştıracağını söyleseler inanmazdım.”
Ben de bebeği kucağıma alıp alnından öptüm.
“Bazen insanın karşısına düşman diye çıkarılan kişi, aslında en zor gününde yanında duran tek insan olur.”