Kızım, mezuniyet töreninde beni değil, okulun hademesi Nihat Bey’i seçti; herkes bunun büyük bir hakaret olduğunu düşünürken Nihat Bey cebinden çıkardığı eski zarfla, “Annesi bana bunu yapmam için yalvardı,” dedi ve hayatımın en büyük sırrını herkesin önünde ortaya çıkardı.
Kızım Beren’i tek başıma büyüttüm.
Onun annesi, Beren’i dünyaya getirirken hayatını kaybetmişti.
O günden sonra kızım için ayakta kalmaya çalıştım.
Kendime yalnızca bir söz verdim:
Beren annesini kaybetmiş olabilirdi ama sevgisiz büyümeyecekti.
Onun bütün doğum günlerinde, okul gösterilerinde ve önemli günlerinde yanında oldum.
Bu yüzden mezuniyet töreninin benim için ne kadar önemli olduğunu anlatamam.
O sabah gömleğimi iki kez ütüledim.
Kravatımı bağlarken aynada kendime bakıp gülümsedim.
Beren’in gelip koluma gireceğini düşünüyordum.
Sonra adı anons edildi.
Ayağa kalktım.
Ama Beren bana doğru gelmedi.
Yanımdan geçerek okulun hademesi Nihat Bey’in önünde durdu.
“Benimle yürür müsünüz?” dedi.
Nihat Bey şaşkınlıkla ona baktı.
Sonra Beren’in koluna girdi.
Stadyumdaki yüzlerce kişi aynı anda fısıldaşmaya başladı.
“Babası dururken neden hademeyi seçti?”
“Bunun arkasında ne var?”
“Yazık adama…”
O an yerin dibine girmek istedim.
Yıllarca kızım için verdiğim emeklerin hiçbiri onun gözünde önemli değilmiş gibi hissettim.
Yanıma gelen bir veli,
“İsterseniz dışarı çıkalım,” dedi.
Başımı salladım.
“Hayır. Burada kalacağım.”
Çünkü ne kadar canım yanarsa yansın, kızımın mezuniyetini terk etmeyecektim.
Beren ile Nihat Bey sahneye çıktığında ise beklenmedik bir şey oldu.
Nihat Bey mikrofona doğru ilerledi.
Ceketinin iç cebinden eski bir zarf çıkardı.
Zarf o kadar yıpranmıştı ki neredeyse parçalanacak gibiydi.
“Bu zarfı yıllardır saklıyorum,” dedi.
Sonra bana baktı.
“Çünkü Beren’in annesi bana bir gün yalvararak bunu verdi.”
Stadyumdaki herkes sustu.
Nihat Bey mektubu açtı.
“Bunu kızınız mezun olduğunda okumanızı istiyorum,” diye ekledi.
Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Çünkü o zarfın üzerindeki el yazısını tanımıştım.
O, yıllardır öldüğünü sandığım eşimin el yazısıydı.
Nihat Bey ilk satırı okumaya başladığında ise dizlerimin bağı çözüldü.
Çünkü mektup, eşimin ölümünden hemen önce yaşananları anlatıyordu.
Ve son satıra geldiğinde, Beren’in beni neden değil de Nihat Bey’i seçtiğini anlayacaktım.
Ama o son cümle, yalnızca beni değil, stadyumdaki herkesin hayatını değiştirecek kadar ağırdı… Tamamı ilk yorumda ⬇