Boşanma evraklarının üzerindeki mürekkep henüz kurumamıştı. Altı yıllık kocam Kaan, mutfak adasının arkasından bana bakıp, “Bu gece sadece kıyafetlerini alabilirsin. Başka hiçbir şeye dokunmayacaksın,” dedi.
Yıllarca şirketinin finansal yükünü omuzlamış, gecelerce muhasebe kayıtlarını düzeltmiştim. Bütün bunlara rağmen Kaan, cebinden telefonunu çıkardı ve annemi arayıp hoparlöre aldı:
“Meryem Hanım,” dedi soğuk bir sesle. “Gelin, işe yaramaz kızınızı alın. Artık onu istemiyorum.”
Hattın diğer ucunda kısa bir sessizlik oldu. Annem Meryem Hanım vakur bir sesle, “Bir dakikaya oradayım,” deyip kapattı.
Kaan kahkaha attı. “Bir dakika mı? Eski arabasıyla sokağın başında mı bekliyor yani?”
Kaan, ailemin gerçek kimliğini hiç öğrenmemişti. Onu, İstanbul dışında mütevazı bir emekli sanıyordu. Ailemin büyük bir serveti vardı ancak ben kendi ayaklarım üzerinde durmayı seçmiştim.
Tam 58 saniye sonra, evin önünü güçlü far ışıkları aydınlattı. Kaan’ın gülümsemesi donup kaldı. Kapının önünde siyah bir Rolls-Royce durdu. Ardından iki Maybach ve üç dev siyah VIP araç konvoy oluşturdu.
Görkemli araçlardan korumalar indi. İlk Rolls-Royce’un kapısı açıldı ve annem şık takım elbisesiyle dışarı çıktı. Yanında aile avukatımız Selim Bey ve Kaan’ın şirketinin en büyük iş ortağı olan Kuzey Yapı A.Ş.’nin Kıdemli Başkan Yardımcısı Rabia Hanım vardı.
Annem içeri adım attı. “Kızıma işe yaramaz mı dedin?”
Kaan kekeledi: “Ben… bilmiyordum…”
Rabia Hanım tezgahın üzerine kalın bir dosya bıraktı: “Şirketinizin Kuzey Yapı ile olan tüm sözleşmelerinin fesih bildirimi. Toplam 20 milyon dolarlık iş iptal edildi.”
Kaan dehşetle haykırdı: “Bir boşanma yüzünden 20 milyon dolarlık sözleşmeyi iptal edemezsiniz!”
Rabia Hanım sakince cevap verdi: “Boşanma yüzünden değil. Kuzey Yapı A.Ş. zaten Elif’in ailesine ait olduğu için.”
Kaan neye uğradığını şaşırmıştı. Ben yukarı çıkıp valizlerimi topladım. Aşağı indiğimde bana yalvarmaya çalıştı. Ancak ona unutamayacağı son darbeyi vurdum. Üç yıl önce batan projesini kurtarmak için ödediğim paralar karşılığında, oturduğumuz evin mülkiyetinin benim holdingime devredildiğini gösteren tapuyu avukatım önüne koydu.
“Evi boşaltmak için 30 günün var Kaan,” dedim.
Lüks konvoyla uzaklaşırken, Kaan’ın bahçe ışığının altında çıplak ayaklarıyla çaresizce kalakalışını izledim. Ancak arabada Rabia Hanım bana bir tablet uzattığında, asıl şoku henüz yaşamadığımı anladım…
Üsteki Resimden Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.