Lucas, Yağmur’un birkaç yıl önce bir iş seyahatinde ya da ortak bir arkadaş çevresinde tanıştığı, kendisinden yaşça küçük, enerjik ve hayatı dolu dizgin yaşayan genç bir adamdı. Karşılaşmalarının üzerinden zaman geçmiş, yolları doğal bir akışla ayrılmıştı. Ancak Lucas, profil sayfasındaki o fotoğrafı keşfetmiş ve bir duraksama bile yaşamadan o belirgin simgeye basmıştı: Arkadaş olarak ekle.
Yağmur, ekranındaki bu talebe bakarken Copacabana sahilinden gelen dalga seslerini dinledi. Yaş farkı ya da zamanın getirdiği mesafe, dijital dünyanın tek bir dokunuşla kurduğu köprüleri yıkmaya yetmiyordu. Lucas’ın bu cesur ve dolaysız adımı, Santos’un sakin liman kentinde başlayan ama Rio’nun dinamik atmosferinde devam eden bir hikayenin ilk kıvılcımı gibiydi.
Telefonu masaya geri koyarken içinden geçen düşünce netti; Brezilya’nın bu canlı ritminde her yeni etkileşim, sürprizlerle dolu yeni bir sayfanın başlangıcıydı.