Ağa gülmeye başlar.
"İşte kızım, bu iki tahta parçası köyün en meşhur peynir kalıplarıdır. Mehmet çocukluğundan beri bunları kaybedip durur. Eğer bunları da kaybedersen oğlan yine beni suçlayacak."
Gelin önce ne olduğunu anlayamaz, sonra ikisi de kahkahayı basar.
Tam o sırada kapı açılır, Mehmet içeri girer.
"Hayırdır baba, yine neyin peşindesin?"
Ağa ciddi bir ifadeyle cevap verir.
"Oğlum, gelinini sınavdan geçiriyorum."
Mehmet telaşlanır.
"Nasıl geçti?"
Ağa derin bir nefes alır.
"Yemek biliyor."
"Evet."
"İnek sağmayı biliyor."
"Evet."
"Yoğurt mayalamayı biliyor."
"Evet."
"En önemlisi de merak edip yanlış anlamadan önce sabretmeyi biliyor."