İş seyahatimden iki gün erken döndüğümde karşılaşacağım manzarayı hayatım boyunca unutamayacağımı bilmiyordum.
Benim adım Deniz Arslan. İstanbul’da faaliyet gösteren bir siber güvenlik şirketinin sahibiydim. Büyük bir anlaşmayı beklenenden önce tamamlayınca aileme sürpriz yapmak için Ankara’daki evimize haber vermeden döndüm. Beş yaşındaki oğlum Samet için aldığım oyuncağı bavulumda saklıyor, hamile eşim Aslı’nın beni görünce nasıl sevineceğini hayal ediyordum.
Ancak eve girdiğimde yemek ve pahalı parfüm kokusunun arasına ağır bir huzursuzluk karışmıştı.
Salondan kız kardeşim Sevda’nın sesi geliyordu.
“Bedavadan yaşayan biri aile sofrasında oturmayı hak etmiyor. Böyle yemeye alışsa iyi olur.”
Sessizce mutfağa ilerledim.