G-892JKVGF0C

Arap bir milyonerle evlendi ve ertesi gün o...daha fazlasını görün

O ev, evden çok bir saraydı.

Mermer merdivenler, yüksek tavanlar, devasa pencereler...

Ama bütün o ihtişamın içinde benim aklımdaki tek şey, artık Emir'in karısı olduğumdu.

Gece yarısı bana yaklaşıp alnımdan öptü.

“Yarın sana bir şey göstereceğim.”

“Ne?”

“Sabret.”

Ertesi sabah gözlerimi açtığımda Emir yatağın yanında değildi.

Önce banyoya gittiğini düşündüm.

Sonra kapının altından gelen ayak seslerini duydum.

Kapı açıldı.

Emir içeri girdi.

Ama yanında iki yabancı kadın vardı.

Kadınlardan biri yaşlıydı. Diğeri ise yirmili yaşlarının başında, yüzü solgun bir genç kızdı.

Emir'in yüzündeki ifade ciddiydi.

“Leyla, bugün sana hayatımın en önemli sırrını anlatacağım.”

Kalbim hızla çarpmaya başladı.

Genç kız bana baktı.

Gözlerinde öyle büyük bir korku vardı ki, içim ürperdi.

Emir onun yanına gidip omzuna elini koydu.

“Bu kızın adı Meryem. Onu yıllar önce sokakta bulduğumda henüz çocuktu.”Meryem başını öne eğdi.

“Onun ailesini yıllarca aradım. Sonunda annesini bulduk. Ama annesi ağır hastaydı ve kızına kavuşamadan hayatını kaybetti.”

Şaşkınlıkla Emir'e baktım.

“Peki bunun benimle ne ilgisi var?”

Emir gözlerimin içine baktı.

“Çünkü Meryem'in hayatını değiştirmek için sadece para yetmiyor. Bir aileye ihtiyacı var.”

Bir an ne diyeceğimi bilemedim.

Sonra genç kızın gözlerinden süzülen yaşları gördüm.

Emir devam etti:

“Ben ona yıllardır maddi destek sağladım. Eğitimini tamamladı. Ama artık kendi ayakları üzerinde durmak istiyor. Dün gece evlenirken sana tek bir şey sormadım.”

“Neyi?”

“Hayatımın geri kalanını benimle paylaşır mısın diye sordum. Ama şimdi sana başka bir soru soruyorum. Hayatı boyunca yalnız kalmış bir insanın yanında olur musun?”

Gözlerim doldu.

Meryem sessizce ağlıyordu.

Yanına gidip ellerini tuttum.

“Artık yalnız değilsin.”

O anda Meryem bana sarıldı.

Ve ben, bir gün önce milyoner bir adamla evlendiğimi düşünürken aslında çok daha büyük bir şeyin içine girdiğimi anladım.

O gün Emir bana başka bir şey daha gösterdi.

Şehrin dışında, denize bakan büyük bir ev.

“Burası senin için.”

“Benim mi?”

“Hayır,” dedi gülümseyerek. “Bizim.”

Ama evin içinde başka odalar da vardı.

Bir kütüphane.

Bir müzik odası.

Ve çocuklar için hazırlanmış büyük bir oyun alanı.

Şaşkınlıkla ona baktım.

“Bunların hepsini ne zaman yaptın?”

“Seninle tanışmadan önce.”

“Nasıl yani?”

Emir pencerenin önüne geçti....
Reklamlar