Annem o'ldükten sonra eşyalarını toplarken çekmecesinin en altında küçük bir anahtar buldum. Yanında kendi el yazısıyla yazılmış tek cümle vardı:
“Zeynep, bunu sakla. Bir gün hangi kapıyı açtığını anlayacaksın.”
Ne kadar arasam da evde anahtarın uyduğu bir yer bulamadım. Sonunda onu saklayıp hayatıma devam ettim.
Aradan altı yıl geçti.
Bir gece eski aile albümüne bakarken annemin gençliğine ait, daha önce hiç görmediğim bir fotoğraf buldum. Annem, eski bir taş evin önünde duruyordu.
Fotoğrafın arkasında bir köyün adı ve şu cümle yazılıydı:
“Anahtar hâlâ sendeyse buraya gel.”
Ertesi sabah köye gittim.
Fotoğraftaki evi bulduğumda yıllardır terk edilmiş gibiydi. Tam içeri girecekken karşı evden yaşlı bir kadın çıktı.
Beni görür görmez:
“Sen Meryem’in kızısın, değil mi?” dedi.
Şaşırdım.
“Annemi nereden tanıyorsunuz?”
Kadın cevap vermeden elime baktı.
“Anahtarı getirdin mi?”
İşte o an ürperdim.
Anahtardan kimseye bahsetmemiştim.
Çantamdan çıkarıp gösterdim.
Kadın beni evin üst katına götürdü. Koridorun sonundaki eski dolabı birlikte kenara çektik.
Arkasında yıllardır gizlenmiş küçük bir kapı vardı.
Kadın geri çekilip:
“Annen sana gerçeği kendisi anlatamadı. O yüzden buraya bıraktı.” dedi.
“Neyi bıraktı?”
Cevap vermedi.
Titreyen elimle anahtarı kilide soktum.
Tam uydu.
Anahtarı yavaşça çevirdim.
Kilitten bir ses geldi ve kapının kolunu aşağı indirdim.... sonrası
(DE.VAMI İLK YO.RUMDA)