G-892JKVGF0C

78 YAŞINDAKİ PATRONUM BENİ BİR PARKA GÖTÜRÜP, “BUGÜNDEN İTİBAREN ARTIK BENİM İÇİN ÇALIŞMIYORSUN!” DEDİ

78 YAŞINDAKİ PATRONUM BENİ BİR PARKA GÖTÜRÜP, "BUGÜNDEN İTİBAREN ARTIK BENİM İÇİN ÇALIŞMIYORSUN!" DEDİ. YILLARCA VERDİĞİM EMEĞE RAĞMEN BENİ KOVDUĞUNU DÜŞÜNÜP OLDUĞUM YERDE DONAKALDIM. ANCAK SONRA ŞİRKETTE KALABİLMEM İÇİN TEK BİR ŞARTI OLDUĞUNU SÖYLEDİ. AĞZINDAN ÇIKAN SÖZLERİ DUYUNCA GÖZYAŞLARIMI TUTAMADIM. FAKAT ASIL GERÇEĞİ HENÜZ BİLMİYORDUM...
Yetmiş sekiz yaşındaki patronum Şevket Bey'in şirketinde tam yedi yıldır çalışıyordum.
İşe ilk girdiğimde yirmi dört yaşındaydım. Neredeyse hiç iş tecrübem yoktu ve iş görüşmesi sırasında heyecandan ellerim titriyordu.
Şevket Bey o zaman da yetmişli yaşlarındaydı. Şirketteki herkes ondan biraz çekinirdi.
Asla bağırmaz, çalışanlarına hakaret etmezdi.
Ama gözlüğünün üzerinden attığı tek bir bakış bile insana hemen nerede hata yaptığını düşündürmeye yeterdi.
Yıllar içinde onun özel asistanı olmuştum.
Toplantı programını, müşterilerinin isimlerini, hatta hangi sabahlar kendisine karmaşık sorunlardan bahsetmemem gerektiğini bile ezbere biliyordum.
Kulağa tuhaf gelebilir ama bana gerçekten güvendiğine inanıyordum.
Ta ki her şeyin değiştiği o haftaya kadar.
Pazartesi günü beni odasına çağırdı.
"Melis, cuma günü saat dörtten sonra bir planın var mı?"
"Hayır, efendim."
"O hâlde aşağıda beni bekle."
"Bir toplantımız mı var?"
Başını kaldırıp yüzüme baktı.
"Hayır. Sadece ikimiz olacağız."
Bu biraz tuhafıma gitmişti.
Ancak sonraki birkaç gün yaşadıklarım, şüphelerimi iyice artırdı.
Salı günü muhasebe müdürünün personel dosyamı Şevket Bey'in odasına götürdüğünü gördüm.
Çarşamba günü Şevket Bey, şirketin avukatını iki kez aradı.
Perşembe günü ise odasına girdiğimde masasının üzerinde, en üstünde adımın ve soyadımın yazılı olduğu bir belge gördüm.
Beni fark eder etmez dosyayı kapattı.
"Henüz değil," dedi.
"Henüz değil derken?"
"Yarın."
O gece neredeyse hiç uyuyamadım. Beni işten çıkaracağına artık emindim.
Şirketin gelirleri son aylarda düşmüştü. Birkaç çalışan çoktan işten çıkarılmıştı ve ailemde düzenli geliri olan tek kişi bendim.
Annem benimle yaşıyordu. Küçük erkek kardeşim ise hâlâ okuyordu. İşimi kaybedersem ne yapacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.
Cuma günü saat tam dörtte Şevket Bey aşağı indi. Üstelik her zamankinin aksine kravat bile takmamıştı.
"Hadi gidelim."
"Nereye?"
"Çok uzak değil."
On dakika sonra küçük bir parka vardık. Bir banka doğru yürüdük. Şevket Bey oturdu ama ben ayakta kaldım.
"Otur, Melis."
"Şevket Bey, beni işten çıkaracaksanız lütfen doğrudan söyleyin."
Bir süre sessizce yüzüme baktı.
Sonra beklediğim o korkunç cümleyi kurdu.
"Peki. Bugünden itibaren artık benim için çalışmıyorsun."
Yüreğime sanki bir taş oturmuştu. Bu sözleri duymayı bekliyor olsam da gerçekten duyduğumda ne yapacağımı bilemedim.
"Nedenini sorabilir miyim?"
"Çünkü kararımı verdim."
"Yanlış bir şey mi yaptım?"
"Hayır."
"O zaman neden?"
Ellerini birbirine kenetledi.
"Seni şirkette tutabilirim ama yalnızca tek bir şartla."
Hemen yüzüne baktım. O anda aklımdan türlü kötü ihtimaller geçmeye başladı. Sesi sakindi. Hatta gereğinden fazla sakindi.
"Nasıl bir şart?"
Şevket Bey doğrudan gözlerimin içine baktı.
"Eğer burada kalmak istiyorsan yarından itibaren artık benim yanımda maaş karşılığında çalışmayacaksın."
Birkaç saniye boyunca ne demek istediğini anlayamadım.
"Efendim?"
"Duydun beni."
"Benden ücretsiz çalışmamı mı istiyorsunuz?"
Cevap vermedi.
İşte o sessizlik her şeyden daha fazla canımı yaktı.
Tam yedi yıl!
Defalarca mesai saatleri bittikten sonra ofiste kalmıştım. Hasta olduğum günlerde bile işe gelmiştim.
Son anda çıkan sözleşme sorunlarını çözmüş, iptal olmak üzere olan toplantıları kurtarmış ve onun adına en zor müşterilerle uğraşmıştım.
Şimdi ise bütün bunlara rağmen maaş almadan çalışmamı mı istiyordu?
Gözlerim doldu.
"Sizin farklı bir insan olduğunuzu düşünmüştüm."
Şevket Bey ağzını açtı ama sözünü kestim.
"Hayır, lütfen! Başka hiçbir şey söylemeyin."
Ayağa kalktım ve gözyaşlarımı silerek oradan uzaklaşmaya başladım.
Ancak tam parkın çıkışına yaklaştığım sırada arkamdan seslendi.
"Melis! Yedi yıldır neden seni yanımda tuttuğumu hiç merak etmedin mi?"
Olduğum yerde durdum.
"Çünkü iyi bir çalışan olduğumu sanıyordum," dedim, sesim titreyerek.
Şevket Bey ağır ağır ayağa kalktı.
"Hayır, kızım. Sana en başından beri söylemem gereken bir gerçek var. Ama önce şu dosyaya bakmanı istiyorum."
Elindeki dosyanın üzerinde benim adım yazıyordu.
Dosyayı açıp ilk sayfayı gördüğümde ise bacaklarımın bağı çözüldü.
Hikayenin tamamı ilk yorumda...
Reklamlar