Dizlerimin bağı çözüldü.
“Yani… Ben…”
“Evet.”
Aysel Hanım hıçkırarak ağlamaya başladı.
“Sen benim öz oğlumsun.”
Dünyam başıma yıkılmıştı.
“Hayır… Bu imkânsız.”
Çantasından eski bir fotoğraf çıkardı.
Fotoğrafta annemle birlikte genç bir kadın gülümsüyordu.
Kadın, Aysel Hanım’dı.
İkisinin de omzunda aynı doğum lekesi görünüyordu.
“Annen bunun farkındaydı mı?” diye sordum.
Başını yavaşça salladı.
“Hayır. O da yıllarca gerçeği bilmeden yaşadı.”Peki bunu sen nasıl öğrendin?”
Derin bir nefes aldı.
“Üç yıl önce ağır bir ameliyat geçirdim. Kan grubumla ilgili inceleme yapılırken bazı sonuçlar doktorların dikkatini çekti. Daha sonra tesadüfen eski hastane kayıtlarına ulaştım. DNA testi yaptırdım.”
Cebinden katlanmış bir dosya çıkardı.
Dosyanın üzerinde laboratuvar mührü vardı.
Titreyen ellerimle açtım.
Sonuç tek cümleydi.
Biyolojik anne: %99,99 uyum.
Artık inkâr edecek hiçbir şey kalmamıştı.
Boğazım düğümlendi.
“Peki neden bana daha önce söylemedin?”
“Çünkü seni kaybetmekten korktum.”
Şaşkınlıkla yüzüne baktım.
“Gerçeği öğrenince beni nefret ederek terk edeceğini düşündüm. Sonra seni uzaktan tanımaya başladım.