G-892JKVGF0C

6 Yaşındaki kızımı pazarda kaybettim yıllar sonra.. Devamını gör

Zaman geçti. İnsanlar artık “Belki de hayatına devam etmelisin,” demeye başladı. Fakat bir anne için kayıp çocuğunun ardından hayatına devam etmek diye bir şey yoktu.Sadece nefes almayı öğreniyordum.

Defne’nin odasını hiç değiştirmedim. Küçük yatağı, oyuncak ayısı, duvarda asılı pembe çantası olduğu yerde kaldı.Aradan tam on iki yıl geçti.

Defne artık on sekiz yaşında olmalıydı.

Bir sabah pazara gitmem gerekti. Yıllardır özellikle aynı pazara gitmekten kaçınmıştım ama o gün başka çarem yoktu.Kalabalığın arasında yürürken geçmiş bir anda üzerime çöktü.

Çilek tezgâhının önünden geçerken gözlerim doldu.Tam o sırada arkamdan bir kadın sesi duydum.

“Anne, şu çileklerden biraz alalım mı?”

Donup kaldım.Ses bana ait değildi.

Ama kelimeler...

Anne.Yavaşça arkamı döndüm.

Karşımda yaklaşık on sekiz yaşlarında genç bir kız vardı. Elinde bez bir çanta taşıyordu. Yanında yaşlı bir kadın duruyordu.Kızın yüzüne baktığım anda kalbim deli gibi çarpmaya başladı.

Çünkü gözleri...

Defne’nin gözleriydi.

Bunu nasıl açıklayacağımı bilmiyorum.

İnsan bazen birini ilk kez görür ama ruhu onu tanır.

Ben o kızı tanımıştım.

“Defne...” diye fısıldadım.

Genç kız bana şaşkınlıkla baktı.

“Ne dediniz?”

Dizlerimin bağı çözüldü.

“Adın ne?”

Yanındaki yaşlı kadın hemen araya girdi.

“Hanımefendi, neden soruyorsunuz?”

Kız ise gözlerini benden ayırmadan cevap verdi.

“Benim adım Derya.”

Derya...

İçimde bir şey yıkıldı.

“Doğduğunda sana verilen isim bu değildi,” dedim.

Yaşlı kadın bir anda gerildi.

“Bırakın bizi.”

Kız şaşkınlıkla ona döndü.

“Anneanne, ne oluyor?”

Anneanne.

Bu kelimeyi duyduğumda aklıma yıllar önceki bir ayrıntı geldi.

Defne kaybolduğunda pazarın yakınında yaşlı bir kadının bulunduğu söylenmişti. Polis, bazı görgü tanıklarının tarifini almış fakat kadının kimliği hiçbir zaman bulunamamıştı.

Titreyen ellerimle çantamdan telefonumu çıkardım.

Yıllardır sakladığım bir fotoğraf vardı.

Defne'nin altı yaşındaki hâli.

Fotoğrafı genç kıza uzattım.

“Buna bak.”

Derya fotoğrafa baktı.

Sonra yüzüme.

Bir süre hiçbir şey söylemedi.

Ardından kaşlarını çattı.

“Bu... benim.”

Yaşlı kadın bir anda arkasını dönüp gitmeye çalıştı...
Reklamlar