hissedebiliyordum.
“Merhaba,” dedi. “Beni aramanızı bekliyordum.”
O günden sonra hayatım bir anda masallardaki gibi değişmedi. Sorunlar yine vardı, sorumluluklar yine vardı, yaşadığım yılların izleri de üzerimdeydi. Ama artık kendimi unutmuş bir kadın değildim.
Çünkü insan kaç yaşında olursa olsun içinde hâlâ keşfedilmeyi bekleyen bir taraf taşıyabiliyordu.
Ve belki de elli beşinden sonra kadınların en çok istediği şey, başkalarının sandığı gibi yalnızca romantizm değildi.
Asıl istedikleri, yeniden kendileri gibi hissedebilmekti.
Ben bunu geç öğrendim.
Ama öğrendiğim gün, hayatımın bitmediğini; aslında kendime ait kısmının yeni başladığını anladım.