Genel eve yeni düşen bir kızı gezdiren patronu her katta neler yapıldığını anlatıyormuş. Birinci kat; oral isteyen müşterileri bu kata alıyoruz, ikinci kat; birden fazla kadın isteyen müşterileri bu kata alıyoruz, üçüncü kat; anal isteyen müşterileri buraya alıyoruz derken en üst kata gelmişler. Kız açık olan kapıdan iri yarı bir zencinin kucağında hareketsiz oturan kızı görünce meraktan hemen sormuş ” bunlar neden hareketsiz duruyor” diye.. Diğer Sayfaya Geçiş Yaparak Haberin Devamını Okuyabilirsiniz.
Genel eve yeni düşen bir kızı gezdiren patronu her katta neler yapıldığını anlatıyormuş. Birinci kat; oral isteyen müşterileri bu kata alıyoruz, ikinci kat; birden fazla kadın isteyen müşterileri bu kata alıyoruz, üçüncü kat; anal isteyen müşterileri buraya alıyoruz derken en üst kata gelmişler. Kız açık olan kapıdan iri yarı bir zencinin kucağında hareketsiz oturan kızı görünce meraktan hemen sormuş ” bunlar neden hareketsiz duruyor” diye… Patron gülerek cvş vermiş:
O da senin gibi yeni düştü bir kaç gün kalıba oturttuk :):):))) BONUS FIKRA HATIRLAMIYORUM Bir Fransız, bir Alman, bir Amerikalı ve Temel alanında en iyi askerler olarak seçilmişler. Bir görev için bunların hepsi hücrelere kapatılmış ve her birine bir sır verilmiş. İlk olarak Fransızın hücresine girip sırrı söyletmeye çalışmışlar ve hemen söylemiş. Daha sonra Almanın bulunduğu hücreye girmişler baskı yapmışlar söylememiş, tırnaklarını çekmişler, söylemiş. Sonra Amerikalının hücresine girmişler baskı yapmışlar, söylememiş, tırnaklarını çekmişler söylememiş, elektrik vermeye kalmışlar söylemiş. En son Temel’in hücresine girmişler. Baskı yapmışlar, söylememiş. Tırnaklarını çekmişler söylememiş, elektik vermişler, söylememiş. Daha bir yığın işkence yapmışlar bana mısın dememiş. Adamlar yorulunca çıkmışlar odadan yarın devam etmek için geri döndüklerinde Temel’i kafasını duvara vururken bulmuşlar; Hatırlamıyorum, hatırlamıyorum…
Sarışının biri denizaşırı ülkedeki annesine telefon etmek içiin postaneye gitmiş. Gişedeki memur görüşmenin 30 milyon tutacağını söyleyince sarışın itiraz etmiş:
-"İyi de benim o kadar param yok, ama annemle görüşmek için her şeyi yaparım". Memur bir kaşını kaldırmış (tahmin edebileceginiz gibi).
- Her şeyi mi?" diye sormuş.
-"Evet, evet, her şeyi" diye cevaplamış sarışın. Adam yandaki odaya yönelirken "beni takip et" demiş. Sarışın denileni yapmış ve adamı takip etmiş.
İçeri gel ve kapıyı kapa" demiş memur. Kadın denileni yapmış.
-"Dizlerinin üzerine çök". Kadın çökmüş.
-"Şimdi fermuarımı aç". Kadın yapmış.
-"Haydi başla, onu dışarı çıkar". Kadın uzanmış tutmuş.. sonra durmuş. Adam gözlerini kapamış ve fısıldamış:
-"Eee, haydi başlasana". Sarışın yavas yavas ağzını yaklastırmış ve dudaklarını aralayarak konuşmaya başlamış:
-"Anne, anne beni duyuyor musun?"
Kör bir adam yanlışlıkla Bayanlar Barına girer. Bara doğru ilerler ve bir içki ısmarlar. Biraz oturup, içkisini yudumladıktan sonra barmene seslenir: "Hey, bir sarışın fıkrası duymak ister misin?" Birden bar, bomba düşmüş gibi sessizleşir. Kör adamın yanında oturan kadın, tok bir sesle: "Hey bayım," der "bu fıkrayı anlatmadan önce bilmeniz gereken beş şey var. Birincisi, barmen sarışın bir kız. İkincisi kapı görevlisi sarışın bir kadın. Üçüncüsü, ben 1.90 boyunda karatede siyah kuşaklı bir sarışınım. Dördücüsü, sağınızda oturan kadın profesyonel bir halterci ve sarışın. Beşincisi, benim yanımda oturan kadın profesyonel güreşçi ve sarışın. Yine de bu fıkrayı anlatmak istiyor musunuz?" Kör adam bir kaç saniye düşünür, sonra başını sallar: "Hayır, hiç sanmıyorum. Beş defa anlatamam."
Bir sarışının para sıkıntısı varmış. Çaresiz, bir çocuk kaçırıp fidye istemeye karar vermiş.
Parkta bir çocuğu yakalayıp;
- ''seni kaçırıyorum'' demiş ve bir fidye notu yazmış;
- ''Çocuğunuzu kaçırdım, onu tekrar görmek istiyorsanız, bir kesekağıdına 10 bin dolar koyup oyun parkının kuzey tarafındaki kayın ağacının kovuğuna bırakın''. İmza: Bir sarışın.
Sonra da, yazdığı notu bir iğne ile çocuğun sırtına iliştirdikten sonra;
- ''git bu notu anne babana göster'' diyerek çocuğu evine yollamış.
Ertesi gün sarışın parka gidip, ağacın kovuğuna bakmış, gerçekten'de bir kese kağıdı ve içinde de 10 bin dolar var.
Bir de not;
- ''Teessüf ederim. Bir sarışın, böyle bir şeyi başka bir sarışının oğluna nasıl yapar?''...

Çok zengin adam çok lüks bir restauranta gider garsona siparis olarak kirmizi et, beyaz sarap , havyar ve salata istiyorum der.
Tam o sirada çok güzel bir kadin gelir ve adamin ön masasina oturur ve
adamin verdigi siparisin aynisindan ismarlar.
Adam yemegi yedikten sonra hesabi ister. 50 milyon hesap gelir.
Adam 50 milyon da bahsis olarak toplam 100 Milyon TL birakir.
Ayni hesap kadina da gelmisti
Fakat kadin 100 milyon bahsis olmak üzere 150 milyon TL birakir.
Bunu gören adam kadina yanasir,
- Hanimefendi, afedersiniz bir sey sormak istiyorum. Benim fabrikalarimin
sayisini, paramin hesabini bilemezken 50 milyon bahsis
birakiyorum.Siz kim oluyorsunuz da 100 milyon bahsis birakabiliyorsunuz...
Kadin adama gülümser ve,
- Benim bankalarim var...
der
Adam,
öylemi, ben Türkiyedeki bütün banka sahiplerini ve müdürlerini tanirim,
ama sizi hatirlayamadim" der.
Kadin tekrarlar,
-"Benim bankalarim var, bakin size anlatiyim",
Kadin dudaklarini oksayarak: "Bunlar var ya bunlar, SEKERBANK...
Ellerini gögüslerine koyarak : "Bunlar da PAMUKBANK..."
Elini eteginin önüne tutarak: "Burasi IŞ BANKASI ", der ...
Adam
-Anladim, ya bu bankalar bir gün iflas ederse" , diye sorar
Kadin :
-"Arkada GARANTi BANKASI var.."
Bir liman barinda bir denizci ve bir korsan sohbet etmekte ve karsilikli maceralarini anlatmaktadirlar.
Korsanin tahta bacagini, elindeki kancayi ve bir gözünü kapatan bandi farkeden denizci sorar:
"Eee, bacagini nasil kaybettin?"
Korsan anlatir:
"Denizin ortasinda firtinaya yakalanmistik. Dev bir dalga beni güverteden aldi götürdü. Adamlarim beni gemiye çekerken bir grup köpek baligi ortaya çikti ve aralarindan biri bacagimi
kopariverdi.."
"Korkunç..." diye sizlandi denizci.
"Peki o kanca nedir?"
"Aaa...," diye devam etti korsan, "bir ticaret gemisine borda etmistik, tabancalar patliyordu, kiliçlar sakirdiyordu. O kargasada elim koptu gitti... Kimin yaptigini göremedim bile.."
"Aman Tanrim.. Dehset verici bir sey bu.... Peki gözünün üstündeki bant nedir?"
"Bir marti geldi ve gözümün üstüne pisledi..." diye cevap verir korsan.
"Yani gözünü bir kus pisligi mi kör etti?"diye merakla sorar denizci..
"Ama nasil olur?"
Korsan gayet sakin anlatir:
"Kancayi taktiklari ilk gündü,
Kral aslan birgün yaveri tilkiyi yanına çağırmış. demiş ki: "git bak bakalım ormana yeni hayvanlar gelmiş mi. geldiyse neyin nesiler öğren.". tamam demiş tilki başlamış dolanmaya ormanda. tanımadığı bir hayvan görmüş. yanına yanaşmış sormuş:
--"sen kimsin?.
--"ben katırım"
--anan kim baban kim?
--anam at, babam eşşektir.
--hımmm. demiş tilki not alıp yoluna devam etmiş. tanımadığı birinş daha görmüş.
--sen kimsin?
--ben kurt köpeğiyim.
--anan kim baban kim?
--anam köpek,babam kurt.
--hımm. demiş devam etmiş. birini daha görmüş.
--dur. sen kimsin?
--devekuşu.
--s.....tirrrr lann.
Genç kız arkadaşına anlatıyordu. “Dün akşam çıktığım adam kelimenin tam anlamı ile kültürlü bir beyefendi. Adam yüksek sınıftan…” “Nereden anladın?” “Arabaya bindik… Kentin dışına doğru gitmeye başladık. Yol tenhalaşınca elini dizlerimin arasına uzattı. Sonra yukarı doğru çıkmaya başladı… Çıktı çıktı…” “Bunun nesi kültürlü? Erkeklerin hepsi böyle değil mi? Adi herif…” “Dur patlama. Sonra elini çekti. Parmağını burnuna yaklaştırdı ve ‘Siyah havyar gibi koktuğumu’ söyledi.”
Adamın biri iş müracaatına gitmiş. Bir grubun önünde görüşmeye almışlar. “Şimdi sana bazı sorularımız olacak bakalım bilebilecek misin?” demişler; adam da “sorun” demiş. “Yolcu taşır, karayolunda gider, şoför kullanır bil bakalım bu nedir?” Adam düşünmüş ve “yolcu otobüsü” demiş. “Tamam doğru ama hangi marka, Mercedes var, Mitsubishi var di mi? Bilemedin ama sana bir şans daha vereceğiz” demişler. “Söyle bakalım havada yolcu taşır, pilot kullanır bu nedir?” Adam hemen cevaplamış “yolcu uçağı”; “Tamam ama” demişler “Boeing var, Airbus var di mi hangisi?” Bunu da bilemedin deyip iş görüşmesini bitirip adamı gönderirlerken, adam dönmüş demiş ki “Bir soru da ben sorabilir miyim?”
Tabi buyur sor bu en doğal hakkın” demişler. “Kadınların iki bacağı arasında bulunur, üremeye yarar nedir bu?” demiş. Hemen herkes o malum kelimeyi söylemiş; adam “tamam bildiniz ama ananınki var ebeninki var di mi hangisi?…”
KURŞUN
Bir gün hamile bir kadın mağazada alışveriş yaparken, bir çatışma çıkar ve vurulur. Hemen hastaneye kaldırırlar. Doktor ameliyat sonrası kadına: “Hanımefendi hayati tehlikeyi atlattınız. Ancak iki kursunu çıkaramadık. Bunlardan biri doğacak olan kız çocuğunuza diğeri ise erkek çocuğunuza isabet etmiş. Şimdi çıkarırsak ölürler.
Ancak üzülmeyin ileride bu kurşunları vücutlarından atarlar. Kadın doğum yapmış. Çocuklar sağlıklı. Aradan yıllar geçmiş. Kız çocuğu bir gün bahçede oynarken “Anne anne çabuk gel” diye bağırmış. Annesi telaş içinde “Ne oldu kızım?” diye kosmuş. “Bak anne vücudumdan bir demir parçası çıktı. Kadın sevinmiş: “Telaşlanma. Doktor amcan demişti. Bak kurşunu vücudundan attın. Bundan birkaç gün sonra bu kez erkek çocuk bağırmış. “Anne anne çabuk gel!” Kadın yine telaşla koşmuş: “Ne oldu oğlum?”, “anne, mastürbasyon yaparken kediyi vurdum!”