Ne demek istiyorsunuz?”
Noter masanın üzerindeki ilk belgeyi bana doğru itti.
“Öncelikle miras meselesini açıklayalım. Kocanız, ölümünden altı ay önce bütün taşınmazlarını bir vakfa devretmiş. Banka hesaplarındaki paranın da büyük bölümü aynı vakfa aktarılmış.”
Kulaklarıma inanamadım.
“Nasıl yani? Bana hiçbir şey bırakmadı mı?”
Avukat başını eğdi.
“Size bıraktığı şey paradan çok daha farklı.”
Öfkeyle ayağa kalktım.
“Ben bu adamın yanında bir yıl geçirdim! Herkesin hakaretlerine katlandım! Şimdi bana hiçbir şey kalmadığını mı söylüyorsunuz?”Noter sakin bir sesle konuştu.
“Henüz bütün belgeleri görmediniz.”
Ardından masanın altındaki çekmeceden kırmızı mühürlü bir zarf çıkardı.
Zarfın üzerinde benim adım yazıyordu.
Altında ise şu sözler vardı:
“Sevgili eşime, gerçekleri öğrendiği gün verilmek üzere.”
Zarfı açtığımda içinden birkaç sayfalık bir mektup çıktı.
İlk satırı okuduğumda bütün öfkem yerini şaşkınlığa bıraktı.
“Sevgili eşim, bu mektubu okuyorsan artık hayatta değilim. Öncelikle senden özür dilemek istiyorum. Çünkü evlendiğimiz gün sana her şeyi anlatmalıydım.” Devamını Okumak İçin..Ayrıntılar diğer sayfada haberimiz detayındadır..HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN FOTOĞRAF ÜZERİNDEN DİĞER SAYFAYA GEÇİŞ YAPINIZ.Gözlerim satırlar arasında hızla ilerliyordu.
“Yıllar önce annenle tanıştım. O zamanlar genç, hırslı ve paradan başka hiçbir şey düşünmeyen bir iş insanıydım. Annen benim şirketimde muhasebeci olarak çalışıyordu.”
Nefesimi tuttum.
Annem hakkında bildiklerim çok azdı. Bana onu büyüten teyzem, annemin ben üç yaşındayken trafik kazasında öldüğünü söylemişti.
Mektubu okumaya devam ettim.
“Annen, şirketimde yapılan büyük bir yolsuzluğu ortaya çıkardı. Ortağım milyonlarca lirayı zimmetine geçiriyordu. Annen durumu bana bildirdiğinde ona inanmadım. Hatta ortağımın sözlerine güvenerek onu işten çıkardım.”
Bir sonraki satırda ellerim buz kesti.
“Üç hafta sonra annenin kullandığı otomobilin frenleri kesildi. Kaza süsü verilmişti ama yıllar sonra bunun planlı bir cinayet olduğunu öğrendim.”
Mektup elimden düşecekti.