G-892JKVGF0C

18 Yaşındaki Kızım

Önce otursanız iyi olur…”

Doktorun bu sözleriyle birlikte koridordaki bütün parçalar uzaklaşır. Az zamandaki kesintinin son yolculuğuna uğurlamıştım. Artık dayanabileceğim başka bir acının kalmadığını sanıyordum. Yanılmışım.

“Lütfen bana her şeyi seçin” dedim. "İdil öldü. Bundan daha kötü ne olabilir?"Doktor Selim, karşımdaki sandalyeye oturdu. Elleri titriyordu.

“İdil'in hastalığıyla ilgili size anlatılmayan bir şey var. Altı ay önce yapılan ayrıntılı incelemelerde, kalp yetmezliğinin nedenlerinden birinin uzun süredir kullandığı bir ilaç olabileceğinden şüphelendik.”

Boğazım kurudu. “Hangi ilaç?”

“Evde aldığı, bitkisel destek diye verilen kapsüller.”

Beynimin içinde bir kapı açıldı. Turgay, İdil'in hastalığının ilk aylarında ona her sabah küçük, kahverengi kapsüller verirdi. İyi geleceğini söyleyen bir tanıdığından aldığını anlatmıştı. Ben endişelenince, doktorun onayladığını söylemişti.


“Bunlar yüzünden mi öldü?” diye fısıldadım.

“Bunu kesin olarak söyleyemem. Hastalığının başka nedenleri de vardı. Fakat kapsüllerde kalbe zarar verebilen, etikette belirtilmemiş bir madde bulundu. Kullanımın sürdürülmesi riski artırmış olabilir. Sonuçları öğrendiğimde eşinizle konuştum. Size bildireceğini söyledi.”

“Bana hiçbir şey söylemedi.”Doktor gözlerini kaçırdı. “Sonra benden de konuyu açmamamı istedi. İdil'in kendisini suçlamasından korktuğunu söyledi. Buna razı olmamalıydım. Dosyada sonuçlar duruyor ama sizinle ayrıca görüşmedim. Bu benim de hatam.”

Sandalyeden kalktım. “Peki kızım biliyor muydu?”

“Son haftalarda öğrenmişti. Size bir mektup bırakmak istedi. Mektubu eşinize teslim etmemi söylediğimde, bunu kendisinin yapacağını belirtti. Ama dün İdil, hemşireye mektubun size ulaşmadığından korktuğunu söylemiş.”

Doktor cebinden üzerinde adım yazılı küçük bir zarf çıkardı.

“Bu, kızınızın kendi el yazısıyla hazırladığı ikinci mektup. Hemşire arkadaşımız saklamış.”


Zarfı açarken parmaklarım uyuşmuştu.

“Canım annem,” diye başlıyordu. “Bunu okuyorsan sana sarılamıyorum demektir. Ama ne olur, önce kendini suçlama. Sen benim için elinden geleni yaptın. Sana söyleyemediklerim var. Babamın bana verdiği kapsüllerle ilgili gerçeği öğrendim. Bana yardım etmek istediğine inanmak istiyorum. Fakat ondan sakladığı bir şeyi açıklamasını istediğimde çok korktu. Sana her şeyi anlatmasını söyledim. Eğer anlatmadıysa, çalışma odasındaki kilitli çekmecenin içini görmelisin.”Mektubun sonuna doğru yazısı titrekleşmişti.

“Bir de şunu bilmeni istiyorum: Beni büyüten adamın kötü bir şey yapmış olması, onunla yaşadığım bütün güzel günleri silmiyor. Ama sevgi, gerçeği saklamaya izin vermemeli.”

Zarfı göğsüme bastırdım. Ağlayamıyordum bile.

“Bunu polise bildirecek misiniz?” diye sordum.

“Evet. Hastanenin yönetimine ve ilgili makamlara bilgi verdim. Kapsüllerle ilgili inceleme yapılması gerekiyor. Ayrıca kayıtların neden size açıklanmadığı araştırılacak.”

Tam o sırada telefonuma Turgay'dan mesaj geldi.

“Neredesin? Eve gitmeliyiz.”

Ekrana uzun uzun baktım. Ardından tek bir cevap yazdım:


“İdil'in mektubunu okudum.”

Telefon hemen çalmaya başladı. Açmadım. Bir dakika sonra koridorun öbür ucunda Turgay belirdi. Beni doktorla yan yana görünce durdu.

“Ne anlattı sana?” dedi.

Sesindeki korku, bugüne kadar tanıdığım adamın sesine benzemiyordu.

“Kapsülleri,” dedim. “Bir de kilitli çekmeceyi.
Reklamlar