Sözleri içime soğuk bir taş gibi oturdu. “Ne tür insanlar?”
Cevap vermedi. Sadece bana doğru eğildi. “Eğer bunu bana şimdi bırakırsan, sana hemen ödeme yaparım. Ve bu iş burada biter.”
Bir an duraksadım. Haciz kapıdaydı. Kocamın borçları boynuma dolanmıştı. Bu para, hayatımı kurtarabilirdi. Ama kayınvalidemin o son bakışı… “Sadece bunu sakla.”
“Düşünmem lazım,” dedim.Adamın yüzü gerildi. “Düşünmek için fazla zamanın olmayabilir.”
Tepsiyi çantama koyup dükkândan çıktığımda hava kararmaya başlamıştı. Sokaklar her zamankinden daha dar, daha tehditkâr görünüyordu. Eve doğru yürürken arkamda adımlar duyuyormuş gibi hissettim. Birkaç kez dönüp baktım, ama kimse yoktu devamı icin sonrki syfaya gecinz...
Eve vardığımda kocam salonda oturuyordu. Gözleri yorgun, yüzü solgundu. “Neredeydin?” diye sorduBir yere gittim,” dedim kısa keserek. Ona tepsiden bahsetmek istemiyordum. Ama gözleri çantama kaydı.
“Ne var orada?”
Bir an tereddüt ettim. Sonra her şeyi anlattım. Antikacıyı, tepsiyi, teklif edilen parayı…
Sözlerim bittiğinde uzun süre sessiz kaldı. Sonra başını kaldırdı. “O tepsiyi satmalıyız.”