G-892JKVGF0C
Zeki Müren'in aşkı
Ama aralarında Zeki Müren yoktur. Bir saat kadar oyalanır. Onu göremeyince tam giyinmiş çıkarken Zeki Müren çıkagelir. O da tekrar soyunarak Zeki Müren’in yanına gider. Kendisini tanıtır. Sırf onunla tanışmak için saunaya geldiğini söyler. Ama Zeki Müren onu görür görmez o kadar beğenir ki, oracıkta âşık olur. Ancak böyle bir şey Kürşat Bey’in aklının köşesinden geçmediği için, o çok sevdiği sanatçıyla bir araya geldiği için mutlu olur. Ertesi gün için yine sözleşirler. Zeki Bey, Kürşat Bey’in de kendisine âşık olduğuna çok emindir. Bu nedenle ilk defa kuralını bozup onu eve davet eder.
Aralarında o sıralar herhangi bir ilişki yoktur. Farklı duygular vardır ama birbirlerine şimdilik platonik anlamda bağlı gibilerdir. Bu aşkın en büyük şahitlerinden Berrin Hanım da şöyle anlatıyor: “Bu çok büyük bir aşktı. O Kürşat Bey’i, Kürşat Bey de onu sevdi. Temelde ve başlangıçta platonikti. Geceleri gazinodan çıkınca yağmur çamur demiyorlardı. İki sevgili gibi sabahlara kadar dolaşıp geç saatte eve geliyorlardı."
O, çarşafı giyip arabanın arkasına geçiyordu. Kasabaya giriş için tenha saatleri seçiyorduk ve Zeki Bey’i arka koltuğa yatırıp üstünü örtüyorduk. Sonra Kürşat Bey geliyordu. İşin enteresan tarafı, hafta sonunda Kürşat Bey İstanbul’a gelecekse Zeki Bey adeta deliriyordu Her dakika saatine bakıyor, ‘Bak hâlâ gelmedi, acaba başına bir şey mi geldi, acaba hayatında bir kadın var da beni mi kandırıyor,’ diye evde dört dönüyordu. O yıllar benim için de zor geçti. Birçok şeyi idare etmekten çok yoruluyordum. Cumartesi günleri kâbustu. Çünkü söz verdiği halde Kürşat Bey gelmezse onu sahneye çıkarmak bayağı zor oluyordu. Tabii çıkardı. Ama çıkana kadar anamızdan emdiğimiz sütü burnumuzdan getirirdi.
Konunun bir de Zeki Müren'in kendi ağzından yorumu var. Zeki Müren'in Gazeteci Mete Akyol ile 1987 yılında yaptığı söyleşiden bazı kesitler var: ‘Peki, sizce kara sevda nedir Zeki Bey? Hani sırılsıklam tabir edilir ya… Hiç böylesine âşık oldunuz mu? Sırılsıklam?’ ‘Ben sekiz sene, 1962’den 1970’e kadar, büyük bir sarhoşluk içinde bir aşk yaşadım. Allah bana bir daha öyle aşk nasip etmesin. Çünkü bu kalbim dayanamaz aşkın öylesine. O günlere dönüyorum, düşünüyorum da…
O nasıl bir çileymiş. Acılı bir yemek gibi. Yemeğin acılısını bilmiyorum ama aşkın acısını tattım, aşkın acısını çok iyi biliyorum. Düşünemiyorum, hayatta öylesine bir aşka ikinci kez katlanabileceğimi. Onun için, âşık olmak için değil, olmamak için Tanrı’ya yalvarıyorum. Çünkü aşkın yaşı yok. Hem sonra insan çiçeği de sevmeli, güzel renkli kelebeği de sevmeli, güzel kanaryayı da sevmeli, güzel bir denizi de güneşli bir günü de sevmeli, belki yağmurlu bir günde de yaratan varlığı sevmeli.Yani Yunus Emre’nin felsefesine tapıyorum. Bu arada Mete Akyol'a gazetenin yöneticileri tarafından "cinsel kimlikle" ilgili sorular sorması konusunda da baskı yapılmış. Mete Bey, Zeki Müren'in karşısında utanıp sıkılınca da malum soruyu Müren kendisi şöyle yanıtlamış:
“Aslında dört duvar arasında kalan ve topluma, insanlığa zarar getirmeyen insan özellikleri, menfi olarak eleştireceği yerde özel hayata saygı duyulup, normal olarak kabul edilmelidir… Dört duvar arasında kalan özellikler ki bunlar Tanrı’nın çizdiği kader ve yaratıcılıkla ilgilidir, kişinin yalnız ve yalnız kendisini ilgilendirir.’
Sen nasıl benim iznim olmadan böyle bir şey yaparsın. Asla kabul etmem,’ diye bağırıyordu. O elbiseleri asla giymedi. Kürşat Bey ve Zeki Müren, aşk ilişkileri bittikten sonra dost olarak görüşmeye devam etmişler ancak hassas detaylar hiçbir zaman bitmemiş...
Zeki Bey o sırada hayatında bir başkası varsa ki daima vardı, Kürşat Bey duymasın diye telefonların fişlerini çektirirdi. Olur olmaz bir saatte bunlardan biri telefon ederse Kürşat Bey eskiden olduğu gibi telefonu açar, ‘Kimsin sen?’ diye sorabilirdi. Bu yüzden o geldiğinde telefonlar çalışmazdı. Kürşat Bey bizim hayatımızda her türlü ayrıcalığa sahipti. Zeki Müren öldüğünde kasasında hiçbir şey çıkmamış. Sadece Kürşat Bey’e yazdığı aşk mektupları. Kürşat Bey, ne olur ne olmaz diye, Zeki Bey yaşarken ona yazdığı tüm mektupları iade etmişti.